Unutturulmaya çalışılan bir Kahraman Talat Aydemir

 

Talat Aydemir’in DARBECİ arkadaşı pilot binbaşının teklifi, İsrail’den İNTİKAM almak için sabırsızlanan Muhammed’in ayaklarını yerden kesti. Leyla’nın milliyetçi subay ağabeyi tam bir ay bu konuda kimseye bir şey açamadı. Doğru zaman ve doğru insan önemliydi. İnce eleyip sık dokuyordu. Yanlış bir hamle bütün çabaları boşa çıkarabilirdi.

İçi içine sığmayan Muhammed bir toplantıda Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat’ın hava subayı olan kardeşiyle karşılaştı. Doğru adamı bulduğunu düşündü.

Artık harekete geçme zamanı gelmişti.

Dostlukları eskiye dayanan arkadaşının koluna girerek “Gel biraz dertleşelim” dedi…

İki genç subay DİNLENME ÇADIRINA doğru yürümeye başladı. Muhammed kız kardeşinin eşi olan Türk pilotun söylediklerini tek tek anlattı. Sözlerini bitirirken “Bu bir fırsattır. Türk subayları hem çok iyi eğitimli hem çok disiplinlidir. ‘ÖL’ deyince ölmesini, ‘VUR’ deyince vurmasını herkesten daha iyi bilirler. Bu son şansımız” diyerek Türk subaylarına olan güvenini vurguladı.

Günlerce arkadaşından haber alamayan MUHAMMED her geçen dakika içindeki ümitsizliği büyütüyordu. Kendisini hayata bağlayan tek şey İsrail ile hesaplaşma günüydü…

Bugün için yaşıyordu…

Bir sabah Mısır istihbaratından bir görevli Muhammed’e gelerek “Sözünü ettiğiniz Türk subayla birlikte sizi başkan yardımcımız bekliyor” dedi. Yaklaşık bir ay sonra gelen bu güzel haber LEYLA’nın ağabeyini şaşırtmıştı. Hemen hazırlanıp koşarak Türk pilotun yanına gitti. İkisi kol kola girdikleri İSTİHBARAT merkezinde tam 5 saat kaldı.

Enver Sedat, kardeşinin söylediklerine inanmıştı. O da tek seçeneğin “Türk askeri” olduğuna kanaat getirmişti.

Sedat, istihbarat sorumlusuna toplantının çok gizli kalmasını tavsiye ederken “Ben Türk askerini çok iyi tanırım. Onların kayalıklarla bile nasıl mücadele ettiğini iyi bilirim” dedi…

Yan odada bekleyen misafirini ağırlamaya hazırlanan Sedat, cebinden çıkardığı elini kapının koluna attığında “Unutma ki eşim Suzan da bir Türk. Ondan neler çektiğimi kimse bilemez!” sözleri tablolarla süslü salonda yankılanıyordu…

Artık geri sayım başlamıştı…

Türk pilot, eşi Leyla ile birlikte Türkiye’ye defalarca gelip gitti. Eskide bıraktığı tüm arkadaşlarına ulaşmaya çalışıyordu. Önce THY’de çalışanları buldu. 50’ye yakın isim tespit etti. 40 yaş üstü tecrübeli subaylara öncelik veriyordu. Kendisine sorgusuz sualsiz inanan 32 subay da karar kıldı.

Kısa bir süre sonra 32 kahraman partiler halinde MISIR’a geçti. Ankara olup biteni uzaktan izliyor, hiçbir şeye müdahale etmiyordu.

Görünüşte her şey GÖNÜLLÜ insanlar üzerinden yürütülüyordu…

Talat Aydemir’in 32 arkadaşı kum fırtınaları içinde Nil’in coşkun sularına rağmen 30 bin üniversiteli Mısırlı genci eğitmek için kolları sıvadı.

Eğitimler inanılmaz zordu. Birçok genç zor dayanıyordu. Ama ülkelerinin geleceği adına katlanıyorlardı.

Her türlü planlar Türk subayları tarafından yapılmıştı. Tüm keşifler tamamdı. Artık düğmeye basma zamanı gelmişti. Sedat’a “Biz hazırız” mesajı iletildi…

Takvimler 1973’ün 6 Ekim’ini gösterirken SAHUR vaktinde binlerce Mısır askeri “ALLAHU EKBER” nidalarıyla SİNA’ya çıktı.

YOM KİPPUR’da saldırıya uğrayan İsrail şoke oldu. Türk subayları, İsrailliler’in Ramazan’da saldırı beklemediklerini iyi biliyordu. Tüm hazırlıkları buna göre yapmışlardı. Asıl en büyük sürpriz, taarruzun İsrail’in gözbebeği BAREV HATTINA yapılmış olmasıydı. Çünkü İsrail, Mısır’ın Fransızlar’ın MAJİNO HATTINDAN daha sağlam olan BARLEV HATTINA saldıracaklarını akıllarından bile geçirmemişti.

Tel Aviv ayağa kalktığında gurur duyulan BARLEV HATTI yerle bir olmuştu. Mısırlılar bile buna inanamıyordu. Ancak Türk komutanların sevk ve idaresi altındaki Mısır Ordusu coşmuştu. Nerede duracağını kimse kestiremiyordu. Dünya nefesini tutmuş saldırının sonucunu bekliyordu. İsrail tarihinin en büyük darbesini yemişti. 32 Türk subayı SİNA’da destan yazarken biri hastalıktan biri de kaza sonucu Nil’e düşerek hayatını kaybetti. Enver Sedat’ın kardeşinin kullandığı uçak düşmüştü. Onun şehit olduğu haberi duyulunca bazı Türk subayları gözyaşı döktü. Ancak savaşı hiç bırakmadılar. İlerleyen günlerde Türkler’in Mısır’a yardım ettiği haberleri yayıldı. İsrail bu gerçeği öğrenmek için çok ter döktü. Ankara “haberimiz yok” dese de gerçek biliniyordu.

Büyük bir krizin önüne geçmek için Türk subayları yavaş yavaş geri plana çekildi. Yanlış kararlar veren Mısır yönetimi kazandığı bir savaşı elleriyle İsrail’e hediye etti…

Ancak tarih Türkler’in BARLEV destanını hala yazmadı…

Bu destanı yaratanların büyük kısmı bugün hayatta… Sessiz sedasız yaşamaya devam ediyorlar…

Büyük bir GURUR içinde kahramanlıklarını torunlarına anlatarak…

Krallar ve Başkanlarla 50 Yıl Kitabından Alıntıdır..

Hakan Karaton 

Reklamlar

About tkmb2247

TURKIYE NIN KURTULUSU ICIN MUCADELE BIRLIGI
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s