VAAİZ-Ergün POYRAZ

VAAİZ

Fetulah Gülen, Kocatepe Camii’nde vaaz vermek istediğine dair 30 Ekim 1977 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı’na verdiği dört satırlık tarihsiz dilekçesinde gaf üzerine gaf yapıyordu.

Gülen dilekçesinde, “Ankara Kocatepe Camii’nde vaaz ve hutbe vermek istiyorum” diyor, sıfatını yazarken de “Bornova müftülüğünde VAAİZ” şeklinde bir cümle kullanıyordu.

İslam’da “VAAİZ” şeklinde bir meslek grubu olmadığı gibi, böyle bir tanımlama da dini terminolojide yer almıyordu.

Vaiz var, o da öğüt veren anlamında. Ancak VAAİZ yok.

Gülen’in her yanı dökülen dilekçesinden çıkan bir sonuç da şunu gösteriyor ki, Gülen, ne iş yaptığının bile bilincinde değildi. Ama 17 yaşında ilmi yetersizliğine bakmadan ve Nurcuların ve özellikle Yaşar Tunagür’ün desteği ile Edirne müftülüğüne soyunabiliyordu.

O tarihte daha kaç mezhep olduğu ve Cumanın faziletleri hakkında bile bilgisi yoktu. “Allah’ın sıfatları nedir” dendiğinde bön bön bakıyordu. İlerleyen günlerde bu konudaki kanıtlar da yayınlanacaktır.

Kendisini vaiz değil, “Vaaiz” sanan Fetullah Gülen Diyanet İşleri Başkanlığı’na verdiği dilekçede, bir gariplik daha sergiliyor, “Vaaz ve hutbe” verme işine talip oluyor, ancak Cuma namazı kıldırmak istemiyordu.

Ne garip ki, dilekçenin altındaki imza da kendinin değildi. Zira imza atmasını bile bilmiyordu.

Diyeceksiniz ki, “o kitapları nasıl yazıyor” ispatlasınlar onun bir tek kitabı kendi yazdığını, ben yazarlığı bırakacağım. Ama ben o kitapları onun yazmadığını her defasında kanıtlarım.

Neyse;

Fetullah, hutbe vermek istiyor, Cuma namazı kıldırmak istemiyor ya, oysa; Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınladığı tarihte İlmi Müşavere ve Redaksiyon Heyeti içinde Hayrettin Karaman, Ali Bardakoğlu ve Yunus Apaydın’ın olduğu “İlmihal” kitabının 1.cildinin 302.sayfasında, Cuma namazını hutbe okuyan kişinin kaldırmasının sünnet olduğu vurgulanıyordu. Yine aynı sayfada, “Hutbenin mekruhları” başlığı altında, hutbenin sünnetlerini terk etmenin mekruh olduğu belirtiliyordu.

Cenaze namazından başka namaz kıldırdığı görülmeyen Fetullah, kendisine “Vaaiz” sıfatını yakıştırdığı dilekçesinde sadece vaaz verme ve hutbe okumaya talip oluyor, Cuma namazı kıldırmaktan ise kaçınıyordu.

Evet; Fetullah namaz kıldırmaktan, hem de vaaz ve hutbesini okumaya hevesli olduğu Cuma namazını kıldırtmaktan kaçınıyordu. Fetullah’ın Cuma namazını kıldırmaktan kaçınmasının nedenleri ne olabilirdi?

Fetullah’ın Cuma namazını kıldırmak istememesinin nedeni olarak, namaz kıldırmayı bilmemesini düşünmek varlık nedenine aykırı olurdu. Ama yine de göz ardı edilmemeli. Zira; Fetullah, öğrendiği bir iki tane sahabe hikâyesine biraz Arapça sözler, biraz Farsça lakırdılar, bol miktarda gözyaşı ve feryad-ı figan katarak insanları etkilemeye çalışıyor, onların beyinlerini iğdiş ediyordu.

Fetullah’ın namaz kıldırmaktan kaçınmasının diğer sebebi de, asıl inancı gereği mecbur kalmadıkça ve çevresinde etkileyeceği insanlar olmadıkça secde etmemesiydi. Gülen’in vaaz verirken, cenaze namazı kıldırırken yüzlerce görüntüsü varken, secde ederken bir tane görüntülenmiş pozu yoktu. Ya da ben rastlamadım.

Gülen’in izinden gittiğini sürekli olarak tekrarladığı Ermeni Said, sürekli olarak kendisinin şafi olduğunu söylüyordu. Şafilerde ise hatibin imamlığının sahih yani geçerli olması, hutbenin şartları yani olmazsa olmazları arasındaydı. Yani imam olmayan, Cuma namazı kıldıramayan bir daha asla hutbe okuyamazdı.

Reklamlar

About tkmb2247

TURKIYE NIN KURTULUSU ICIN MUCADELE BIRLIGI
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s