Tayyip in Savaş Kabinesi ve Olağanüstü Hal Tuzağı-Behiç GÜRCİHAN

Albayraklar’ın Vatan Caddesi üzerindeki ofisinde köftesini yerken “Beni Başbakan yapacaklar” dediği günden beri arka planda yapılan pazarlıklarla yükselmiş ve adım atmadan önce bu pazarlıkların yapılmasının önemini bilen bir şahsiyet Erdoğan.

ABD Başkonsolosunun Büyükşehir Belediyesi binasına gelip Erdoğan’ı öven demeç verdiği gün atılan işaret fişeğinin arkasında Abromowitz’lerden İhsan Doğramacı’ya , İshak Alaton’a kadar geniş bir örümcek ağı var.

İsrail’in bir diğer gözdesi Çevik Bir’in başrolü oynadığı 28 Şubat’ın ilmek ilmek ördüğü bir ağ.

Bu ağ üzerinden adım adım yükselerek bugün ülkenin başına musallat olan bu figür bugüne kadar katettiği yolun en kritik virajına gelmiş durumda.

Atatürk kompleksi’nden muzdarip, bu neo-İttihatçı Enver’in ( bu Enver benzetmesi, Enver’in karakter , ahlak ve vatan sevgisi olarak Erdoğan’dan bir kaç gömlek üstün olduğu gerçeği teslim edilerek yapılmaktadır) doymak bilmez açlığının nihai hedefi “Yeni Türkiye”‘nin 1. Devlet Başkanı olmak.

Bu hedefi açısından Çankaya ciddi tuzaklar içeriyor.

Anayasal düzende gerekli değişiklikler yapmadan çıkacağı o köşk Erdoğan için aynı zamanda hayatının en ciddi siyasi tuzağı olma riski taşıyor.

Egemen Bağış gibi bir cam siliciyi Başbakanlık koltuğuna oturtsanız bile o “karakterin” bile kanının bitlenmesi riskinden tutun da;

mevcut Anayasal sınırlar içinde bizzat yürütmeyi idare etmenin pratik zorlukları ve muhalefetle birlikte Anayasa Mahkemesi’nin her adımda çıkarabileceği zorluklar gözönüne alındığında riskin boyutları daha bir somutlaşıyor.

Şamil Tayyar ve Yiğit Bulut gibilerin bakanlık hayali gördüğü; danışmanların birbirine girdiği; Davud’un oğlunun bir yana, Gül’ün bir yana, Beşir Atalay’ın bir yana, Cemil Çiçek’in bir yana çekiştirdiği AKP kazanını saymıyoruz bile.

Bu tablo karşısında “Erdoğan bu riski niye alıyor?” sorusu önem kazanıyor.

Erdoğan risk alan bir karakter değil. Aksine bugüne kadar pazarlık ettiği “Küresel şeytana” adım adım kaptırdığı yakasından tutularak yukarı çekildi.

Son virajda da o şeytanla pazarlığına güvendiği için bu riski alıyor.

Çankaya’ya çıktığı andan itibaren önüne gelebilecek bütün riskler hesaplanmış durumda ve bu riskleri bertaraf etmek için “küresel Şeytan” yanında.

Pazarlığın ne olduğunu hepimiz biliyoruz ;

“Anadolu’ya katılan Kürdistan” ninnnileri ile büyütülen “Federal Türkiye” karşılığında, tarihe 2. Atatürk olarak geçeceğini zanneden bir zavallı ruhun ikbalinin garantiye alınması.

Peki bu riskler nasıl bertaraf edilecek…

Erdoğan’ın gün geçtikçe kontrollü gerginliği arttırmasının ve “Ağustos’tan sonrası tufan” mantığı ile zamanında kendisine yakın olan kesimlere bile illallah dedirtmesinin arkasında işte bu kaos senaryosu yatıyor.

Oğlu sorgulanmasın diye devleti parçalamaya hazır bir karakterin, kendisi yargılanmasın diye ülkeyi yakmasına kim şaşırır?

Kaos senaryosu tam da bunu içeriyor.

PKK’nın Murat Kazanasmas’ı özel Necdet ve kurmayları ‘nın bugünlerde; IŞİD’e karşı Irak ve Suriye’ye girme senaryoları, savaş oyunları üzerinde çalıştığını varsaymakta fayda var.

Onlarca vatandaşımız IŞİD’in elinde tutsak ve Fidan’ın “sahte bayrak” (false flag) operasyon yeteneği tape tape ortalığa saçılmışken, bu tarz bir provokasyonun gerçekleşmesi ve Erdoğan’ın cehennemin kapılarını açması hiç de zor olmaz.

Oluşacak olağanüstü hal, tabiki olağanüstü bir siyasi işleyişi ve mevcut Anayasal işleyişin, hem de “meşru” gerekçelerle askıya alınmasını gerektirir.

Erdoğan’ın “Devletin başı” ve “başkomutan” olarak savaş kabinesini sürekli Çankaya’da toplaması için engel kalmaz.

Tabi ki; her komplo teorisi gibi bu teorinin de;

bu senaryoya inanan gaflet, dalalet ve hattat hiyanet içinde bir “milli” cuntaya

bir de bu senaryo ile asıl senaryoyu saklayan “şeytani küresel cuntaya” ihtiyacı var.

Gaflet, dalalet ve hiyanet içindeki cunta zaten şu anda Devlet yönetimini ele geçirmiş durumda ve “kaos senaryosu” öncesinde pürüz oluşturabilecek kadroları son gaz “Ergenekon”‘a paralel bir cadı avı ile tasfiye peşinde.

Bu cuntayı gaza getiren “şeytani küresel cunta” ise , Türk Ordusu’nun Irak ve Suriye’ye girmesi ile birlikte ; tarihin en meşhur kehaneti “Armageddon” için start verileceğini biliyor.

Bu küresel şeytani cunta , Erdoğan’ın tetikleyeceği bu savaş ile, Ortadoğu’nun geri dönülemez bir kaos ortamına sürükleneceğini ve bu kaostan Türkiye’nin parçalanacağı, Kürdistan’ın kurulacağı, İsrail’in Filistin’leri Ürdün’e süreceği, Irak’ın bölüneceği bir düzen doğacağını hesaplıyor.

Herkes hesap yaparken Allah’ın hesabını bilmek bize düşmez.
Onu Efgan Ala’ya sorun.

Bu “kaos” senaryosunun iç siyaset ayağında Erdoğan’ın kontrolü kaybetmemesi şart. Aksi takdirde bir bakmışsınız Ortadoğu’ya kral olacağım derken, Yüce Divan önünde bulmuşsunuz kendinizi ve İmralı’da Öcalan’la birlikte volta atıyorsunuz.

Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkması durumunda bir sonraki seçimlere kadar geçiş dönemi için atayacağı hükümet işte bu nedenle “Savaş Kabinesi” formatında olacak.

Bu savaş senaryosunun üst düzey koordinasyonu için “sahte bayrak operasyonu” (false flag) uzmanı Fidan’a Başbakanlık düzeyinde olmasa bile bir rol mutlaka şart.

Bir tür güvenlik ve bayındırlık teknotralarından (savaşa gidiyoruz diye ihaleler dağıtılmayacak,, kupon araziler paylaştırılmyacak,kutular öksüz kalacak değil ya) oluşacak bu hükümetin tek görevi olacak…

Sahnede hükümet rolü yapmak.

Nasılsa seçimlere varılmadan olağanüstü şartlar hasıl olacak…

Nasılsa AKP’de işler iyice karışmadan;
Anayasa Mahkemesi üzerinden siyasi mekanizmalar olgunlaşamadan;
Erdoğan’ın çevresindeki çember iyice daralmadan siyasi sistemi askıya alacak
olağanüstü şartlar iyice olgunlaşacak…

Sonra bir gün bir bakmışız ;

“Yeni Türkiye”‘nin federalist vizyonu ile uyumlu bir sloganla

“Türkmenleri ve Kürtleri korumak için”

Türk Ordusu Irak ve Suriye’ye müdahil olacak.

(“Ordular ilk hedefiniz Ortadoğu’dur” manşeti atacak kadar kirli de bir havuzumuz hazır nasılsa)

Tabi ki, bütün bunlar uygun bir provokasyon sonrasında gerçekleşecek.

Ve o zaman tarihinde savaşa hazırlık seviyesi en düşük seviyede bulunan ordumuzun ve beraberinde ülkemizin nasıl bir bataklığa sürüklendiğini göreceğiz.

İttihatçıların Balkanlar’da Osmanlı’yı sürükleyip parçalattığı batak gibi, Neo-İttihatçı AKP 100 yıl sonra bu sefer Ortadoğu’da aynı tuzağa yürüyüp Türkiye Cumhuriyet’ini parçalanmanın eşiğine getirecek.

“Büyük Türkiye” ıslak rüyasından uyanan dangalak cunta için de, Erdoğan için de çok geç olacak.

Bunların pisliğini temizleyip, Anadolu’yu tek dişi kalmış canavarın elinden çekip almak yine Türk’e düşecek.

Reklamlar

About tkmb2247

TURKIYE NIN KURTULUSU ICIN MUCADELE BIRLIGI
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s