“Paralel” Süreç : Boktan Adalet Terazisinde Tezekten Dirhem

Ezilenin duruşu reflekstir. Omurgasının sağlamlığına göre ya dik durur, ya da baskı altında omurgasız bir canlıya dönüşür.

Ezileni seyredenin duruşu ise çetrefillidir. Hele bir de “bana dokunmayan yılan bin yaşasın”atasözünün demlendiği bir toprakta büyüdüyse. Hele bir de ezilme sırası gelen, zamanında kendisini ezense.  İntikam duygusunun sıcaklığı ile aklının soğuk duvarları arasında gidip gelir.

Önümüzde yeni bir “Ergenekon” süreci ile karşı karşıyayız.

Bu sitenin yazarları dahil yüzlerce insanı haksız ve hukuksuz şekilde “terör örgütü” suçlaması ile içeri atıp hayatlarından çalan bir ekibi ve zihniyeti bu sefer  kendi kazdıkları hukuksuzluk çukurunda çırpınırken izliyoruz.

Ulusal güçleri tasfiye eden “Gladio”‘nun iki kanadı arasındaki çatışma sonucu başlatılan  “Paralel Operasyonu”  tarihi sahnelere vesile oluyor.

Erdoğan’ı Yüce Divan’a taşıyacak dosyaları oluşturan ve Türkiye’yi bölecek “Açılım” sürecine bir kısmı vatansever saiklerle, diğer kısmı ise iktidar kavgası çerçevesinde çomak sokan ekipler ; Tayyip Erdoğan ve şebekesi eliyle tasfiye ediliyor.

İnsanların hayatlarını  fütursuzca ve hukuksuzca karartma gücü  verilmiş  Ali Fuat Yılmazer gibi görevlilerin  bu sefer kendilerinin elleri kelepçeli kamuoyuna sergilenmesi; sıranın Zekeriya Öz gibilerine gelmesi  bir kesimin içini soğutuyor. Biz dahil.

Aynen “Ergenekon” operasyonları sırasında bir kesimin içinin soğuması gibi.

Sormamız gereken soru şu…

Bu ülkede içi soğuyacak kesim kalmayınca mı huzura ereceğiz?

Herkesin içini soğutacakları kameraların önünden kelepçeli geçirince mi hukuk sağlanmış olacak bu aklını ve ahlakını kaybetmiş ülkede?

Adaleti, hoşumuza giden ve ideolojimize denk düşen örgüt adları ile insanları çuvallara doldurunca mı sağlayacağız?

Maalesef hayır!

Hiç kimsenin bir F tipi örgüt varlığına ve devlete sızmış olduğu gerçeğine dair şüphesi yok.

Kimsenin Fetullah Gülen’in ABD’nin kucağında bir misyona hizmet ettiğinden şüphesi yok.

Bugün arkalarına devlet gücünü alıp Fetullah’a kafa tutanlar,   zamanında bu şebeke ile iş tutup, ülkenin üzerine çökerken bu şebekenin gerçek yüzünü ortaya koyan ne arkasında devlet gücü, ne önünde iktidar hesabı olan Ulusalcılardı.

Fakat aynen “Ergenekon”‘da olduğu gibi ,  bu sefer de ortada neredeyse birebir kopyalanmış şablona göre yürütülen bir senaryo ile karşı karşıyayız.

“Örgüt” çoktan ilan edildi ve bir sürü insan baştan suçlu ilan edildi bile. Şimdiden bir dizi gizli tanıktan sözediliyor ve insanlar gece yarıları evlerinden kelepçelenerek alınıyor.

“Ergenekon”‘un savcısı olmaktan sonradan vazgeçen adam, şimdi de bu operasyon için “bu daha başlangıç, dalgalar devam edecek” diyerek yeni bir karanlık operasyonun patronluğunu ilan ediyor.

Bu dalgayı Erdoğan’a son dönemde muhalefet etmeye başlayan bir dizi gazetecinin ve işadamının içeri alınması izleyecek. Aynı “Ergenekon” gibi meşru muhalefet ve bunla bağlantılı faaliyetler “terör örgütü” faaliyeti ile bağdaştırılacak.

Normal devlet işleyişi içinde yapılanlar ve oluşan belgeler (“Ergenekon”‘da andıçlama, irtica ile mücadele faaliyetleri;  “Paralel” ‘de Selam Tevhid örgütü soruşturması sırasında yapılan ve yandaş medyanın bilinçli olarak sayısını şişirdiği dinlemeler ve tabi Erdoğan’ın sıfırlama tapeleri) terör ve casusluk faaliyetleri olarak malum medyada köpürtülecek.

İnsanlar telefonda konuştuğu için aynı örgütün üyesi ilan edilecek.

Bu operasyonun da “Taraf”, “Zaman”‘ı olacak. “Aydınlık” bu role çoktan soyunmuş durumda. Ardından OdaTV geliyor.

Bu operasyonun da ROK’ları , Mehmet Baransu’ları olacak. Nedim Şener’den Sabahattin Önkibar’a kadar bu alanda yelpaze geniş.

“Gladio” esprilidir. Belli bir süre sonra ulusalcı kanattan yeni yetme bir gazeteciye bavul dolusu Fetullah örgütü belgesi gelirse şaşırmayın.

Bu sefer “örgüt” ismi ve cismi ile içimizi soğutan cinsten.

“Ergenekon” operasyonunda, Erdoğan’ın iktidar emellerine payanda olan liberallerin yerini bu sefer bazı “ulusalcılar” alacak.

“Kurunun yanında yaş da yanabilir; usül hataları olabilir Önemli olan askeri vesayetin çökertilmesi”

şeklindeki bayat söylemin benzerini bu sefer ulusalcı cenahtan duyacağız.

Ve asker eşlerinin vardiyasını bu sefer polis eşleri devralacak.

…….

Bize zulmedenleri kelepçeli görmek ne kadar içimizin yağını eritse de inatla adalet istemeliyiz, intikam değil.

Derdimiz kendi nefsimiz değil, ülkemizin selameti ve huzuru ise, Zekeriya Öz gibi karakteri ancak kuyumcu terazisi ile tartılabilecek bir şahsın bile sahte belgelerle suçlanmasına karşı durmalıyız.

Zekeriya Öz’ün Kuddusi Okkır’ın öldürülmesi dahil “Ergenekon” sürecinde onlarca suçu varken ; bu suçların karartılıp sadece siyasi ranta tahvil edilebilecek muğlak bir örgüt çuvalına atılmasını izleyeceğiz.

Suçu, muğlak örgüt tanımları arkasında genelleştiren ve bu şekilde suçluları mazlumlaştırırken, vicdanlara merhem olamayan bir yeni bir cadı avı Millet’i yıpratmaktan, ilmik ilmik çözülen Devlet’i daha da  çözmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Fetullah ve şebekesinin , Dink cinayetinden Devlet içi casusluk faaliyetlerine kadar bir çok vakadaki rolünü yıllardır savunmuş ve deşifre etmiş bir site olarak mevcut operasyonun bu suç örgütünü ortaya çıkarmadan sadece mazlumlaştıracağını ve Fetullah’ı bir dini lider zanneden toplumsal bir kesimi cemaat görüntüsü altında örgütlenmiş bu şebekenin etrafında daha da kenetleyeceğini savunuyoruz.

Keza ; “Ergenekon” sürecinde kurunun yanında yaş yaka yaka ülkeyi yangın yerine çevirenlerin bu sefer yeni bir cadı ateşi ile yeni yaşları ateşe atmaktan imtina etmeyeceklerini net bir şekilde görüyoruz.

Yaş kalmayana kadar sürecek bu intikam ateşinden kurtulmalıyız.

Bir yudum nefs değil, bir nefes vatansa derdimiz.

Devlet’i de, Millet’i de yıkıma taşıyan ve kontrolden çıkmış , akıl ve ahlak melekeleri zaafa uğramış, çevrelenmiş bir kifayetsiz müsterih üzerinden yürütülen bu cuntalar savaşını ancak gaflet, dalalet ve hıyanet çemberlerindeki isimleri birbirinden neşter inceliği ile ayırt edecek bir hak ve hukuk anlayışını sonlandırabilir.

Bu hak ve hukuk anlayışı ise ancak üstün bir akıl ve ahlaka sahip bir liderde ve yönetimde bulunabilir.

O yüzden Tayyip Erdoğan ve şurekası eliyle gelecek “adalet”i kategorik olarak reddediyoruz.

Önümüzdeki süreçte ne kadar haklı suçlamalar ve deşifrasyonlar göreceksek görelim, aynen “Ergenekon”‘da olduğu gibi sonunda hepimizin daha fazla kirlenerek ve daha fazla kinlenerek çıkacağı bu süreci nefsimize ne kadar iyi gelecek olsa da desteklemiyoruz.

“Ergenekon” sürecinde ülkeye demokrasi geliyor zanneden dangalak liberal/solcunun rolünü , Fetullah şebekesi çökertiliyor zannedip oynamayacağız.

“Ergenekon” sürecinden vesayet sistemi nasıl güçlenerek çıktı ve Tayyip Erdoğan’ın şahsında nasıl kendine yeni bir vücud buldu ise; “Paralel” sürecinden de Fetullahçı şebeke güçlenerek çıkacak ve sempati çemberi genişleyecektir.

Devlet’e ve topluma sızmış gerçek Gladio’nun kökünün kazınması için nefsimizi köreltecek değil aklımızı ve ahlakımızı tatmin edecek tercihleri yapmalıyız

Unutmayalım; boktan adalet terazisinde tezekten dirhem ile hukuk ve adalet tartılmaz.

Açık İstihbarat

Reklamlar

About tkmb2247

TURKIYE NIN KURTULUSU ICIN MUCADELE BIRLIGI
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s