GAZİ MAHALLESİ DEVLETİ NEDEN RAHATSIZ EDİYOR?

İstanbul kentinin genellikle Alevi işçi ve emekçi ailelerin yerleştiği Gazi Mahallesinin kuruluşundan günümüze kadar olan tarihi aslında Anadolu’da yaşayan belli bir etnografik yapıya bağlı sosyal toplulukların egemen sınıflarla olan çatışmasının ayraçsal izdüşümleridir. Bu izdüşümler belli zamansal aralıklarla ileriye doğru hareket ediyor. Bu hareket sırasında “direnen” insanlar olumsuzlukları yaşadıkça süreç içinde doğru yöne doğru mevzilenmeye başlıyorlar. Bu onlar için “savaşma”yı öğrenmek oluyor. Edilgen “direniş”ten, atılgan “savaşma”ya geçenler ilerleme kaydettikçe egemen sınıfların ideolojik baskı aygıtı olan devleti ile daha da öğrenerek tanışıyorlar. Öğrendikçe devlet denen terör aygıtının çalışma biçimlerini deneyim içinde fark ederek ona darbe vuruyorlar. (Aslında bir kitap konusunu, bu kısa cümlelere yerleştirdik.)

Gazi mahallesinde genç kuşaklar, ezilen ve yoksul sınıfların kentsel savaşçı geleneği olarak tarihe kazınan “THKP-C/1970” geleneğine saygı duyup Kızıldere’nin yolunda yürüyen örgütlerle gönül bağları oluşturarak bir yaşam biçimi de oluşturmuşlardır. Bu devrimci duruşu gençlik tabanında tahrip etmek isteyen devlet, daha on yıl önce lümpen unsurları buraya sızdırıp yandaşlar edinerek yerleşik devrimci ahlakı dejenere etme girişimi, doğru bir biçimde sert tepki görünce başta cemaatçi polis ve Aksiyon dergisi gibi medya unsurları dezenformasyona dayanan bir baskı oluşturmaya çalışmışlardı. Aslında bu baskı polis terörü ile sürekli kılınmıştır. Fakat devletin terör aparatları yeni durumlara göre yeni görevler üstlendikçe mücadele biçimleri de değişmiştir. Devletin yerini onun lümpen kolu olan mafialara bırakmıştır. Derken bu lümpen kontra unsurlara devletin siyasi kontra (PKK, BDP, HDP ve türevleri) unsurları katılmıştır. En son perdelenen olay budur ama görülmeyen olgunun perde arkasıdır…

Dünyada mafiasal kazançlarla sermaye sağlayan ilk devlet Britanya İmparatorluğudur- HSBC/1865. Çin’e karşı afyonlama savaşı bunun iz düşümü idi. İkinci devlet ise TC’dir ama bu pek bilinmez. Bu işin günümüz patronu ise İzrael zionist devletidir. TC’nin bu karanlık sayfasının mimarları 1930’lu yıllarda Türkiye siyasi yaşamını usul usul ele geçiren İttihat ve Terakki şebekesidir. TC İstanbul’daki yasal olarak işletilen üç eroin imalat fabrikası ile bütçe açıklarını kapatırken büyük patron ünlü faşist İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’dır. (Gen.bil.i.bkz. “Overdoz* Türkiye”, Cengiz Erdinç. İletişim. *eroin kullananların ölümüne neden olan “altın vuruş”u) Amerikan büyükelçisinin Atatürk’e şikâyeti üzerine fabrikalar “kapatılmış”tır. Elçinin düşüncesine göre Atatürk durumu kendisinden öğrenmiştir.) İttihat Terakki kadrosunun büyük toprak sahibi kanadı 1950’de Demokrat Parti olarak iktidara gelince ABD ile 1952’de yaptığı gizli anlaşma ile NATO’ya üye olurken Pentagon’a bağlı örgütlenecek anti-komünist “staying Behind/e-day/ergenekon” yapılanmasını da kabul ediyordu. Ama İttihatçı şebeke bu konuda “çaylak” değil, “uzman”dı. Bu şebekenin sivil lümpen unsurları özellikle “laz” etnik topluluklarından seçilmiş devletin kaçakçılarıydı- bunlar devletin “ülkücü-bozkurtlar”ıydı . Daha sonra özellikle 1970’den önce “kürt” etnik unsurlar göreve alındı. Bu unsurlar 1990’a kadar TC devletinin anti-komünist harekâtları için oluşturulan “örtülü ödenek” denen fonlara kara-para aktarılmasında “kahraman” unsurlar oldular. Uyuşturucu-silah-fuhuş-organ-insan-karaborsa-kumar gb. her türlü yasa dışı işlerin küçük adamları hapislere tıkılırken en büyük patronlar daima devletin istihbarat örgütünün korumasında oldular. Sonradan işadamları, siyasetçi olarak toplum içinde itibar kazandırıldılar. İşte Gazi mahallesinin devrimci çocukları bu devlet terörü “arı kovanı”na çomak sokuyorlardı. Çünkü başka mahallelere de “kötü” örnek oluyorlardı…

Şimdi bakıyoruz ki burjuva diktatörlüklerin bu lümpen kanalizasyon şebekesinin siyasi arenasında yer alan kontra örgütler çeşitli bahaneler ile ortaya sürülüyorlar. Sürüldükçe maskeleri düşüyor. İşçi ve emekçi kitleler gerçeği daha iyi görmeye başladılar. Materyalist tarih kendi tarihsel zor çarkını işletti, “Gezi Başkaldırısı” bütün burjuva sivil toplum sahtekarlarının, reformist gevezelerin, oportünist ödleklerin, çoluk-çocuğa karışmış “eski tüfek” geçinen ahı gitmiş vahı kalmış zavallıları teşhir etti. Onun için bunlar emperyalizm ve zionizmin ideolojik üflemesi olan ütopyaya, etnik milliyetçiliğin kadavrasına sığınıyorlar. Ama onlara tarihte zorun rolünü öğretecek olan “devrimci şiddet” bizim değil onların kendi günahlarının ifadesi olarak zuhur ediyor işte entel-dantel çok bilmişlerin farkına varamadıkları nesnel gerçek bu. Dünyanın bilimsel sosyalizmden gücünü alan devrimci iradesi enerjik kasırgası enternasyonale doğru ufak-ufak fırtınalar yaratırken bunlar hala etnik milliyetçi kağıttan uçurtmaları ile uçacaklarını zannediyorlar. Doğru sizi uçuracağız ama cehenneme doğru. Çünkü, tek yol kesintisiz devrim ve inatla kararlıyız ki emeğin kurtuluşuna kadar devrimci amazonlarımızın bayraktarlığında savaşacağız…

 

Halid ÖZKUL

Reklamlar

About tkmb2247

TURKIYE NIN KURTULUSU ICIN MUCADELE BIRLIGI
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s