POLYALEKTİK ÜZERİNE

“Polyalektik” dediğimde: bazı haklı “aşmacı-diyalektik”çiler tarafından “diyalektik olarak diyalektik” olarak savlanan (Bu konu ilk defa Sayın Ömer B. Canatan tarafından Felsefe Defteri dergisi–1988/2-nde “Ölü Diyalektik” konu başlığı altında işlenmişti); benim tarafımdan ise, “metzoskopik/çok-geçişli diyalektik” kastedilmektedir.

Burada söz konusu olan; Plâtoncu /-sosyal evrimsel- Darwinci diyalektik mantık değil, bilimsel süreç/process/ten kaynaklanan sürekli-devrimci diyalektik-aşmacı yöntemdir. Diyalektik, idealist boyutlarda “mantık”la bağdaşabilir; polyalektik için ise bu, nesnel-gerçeklik olarak mümkün değildir. Çünkü polyalektik yadsımanın-yadsınmasının yadsınmaları olarak tezahür eden çok geçişli inkişafın aşma eyleminin çözümleme yöntemidir.

Mantık; A, A’dır der. Diyalektikçi ise; A yalnızca A değil, bir harf’tir de, der. Polyalektikte ise; A olan A, obje olarak bir harf olmakla beraber, olgu olarak da aynı zamanda abece’nin de bir simgesi olan; A abecenin bir harfi’dir, der. (Bu A; a, à, á, â, å, ä, ã, æ, ǽ, ǻ, ą, a², a³, ab, a~, @, a=b/c, vb.gb. Pek çok nicelik, nitelik hatta sanal simgesi olabilmektedir)

Çünkü günümüzün bilim/teknik/sanat sürekli devrimci değişiminde; Makroskobik/ makro-plân [mantık] ile Mikroskobik/ mikro-plân [diyalektik] kesişim noktasında Metzoskopik/ metzo-plânın [polyalektik], geçmişler toplamı bugünü ve yarını çok geçişli olarak akıl etmek ve her şeyi bu bazda bilerek-kavramak bilincini zorunlu kılmaktadır. Bu sürekli devrimci aşma eylemidir. Bu eylem sürecinde mekanik materyalizme yer yoktur. Söz konusu olan dinamik tarihsel materyalist polyalektikdir. Madde’den tezahür eden düşüncenin, diyalektikten polyalektiğe değişimi; düzenden[mantık], düzensizliğin düzenine [yöntem] değişimin termodinamiğidir. Bireysel/ İradî- Enerjinin statükoculuktan koparak/ aşarak, Toplumsal/ Evrenselleşmenin çekim kuvvetince yönlendirilmesidir.

Materyalist Polyalektik, akli/ bilgi olarak birleşik kuramın yöntemidir. (Günümüzde bu yolu; metzoskopik fizik, bilim ve teknolojide açmıştır.) İki bilinen arasındaki ilişki, ilişkiler ve çelişkiler etki-tepkisi en basit anlatımı ile diyalektik ise, bu iki bilinenden “bilinmeyen” üçüncü ve… leri ortaya çıkarmak dinamiği polyalektiktir. [Ufkî örnek olsun ki; resim sanatında, “Gerçeklik” ile “”Empresyonizm” –yadsımanın-yadsınmasının yadsınmaları olan “kübizm” polyalektik sanat uygulamalarının ilk aşma eylemidir. 1917 Ekim-Bolşevik darbesinin sonrasında, Sovyet Devrimi’nin Kültür Devrimi tasarımları, Lenin’in desteği ile “Kübizm”den etkilenmişlerdir. “Çok genli-geçişli-birliktenci” polyalektik ürünler ortaya çıkarılmıştı. Bu akım, özellikle genç devrimci propaganda (grafik-afiş/ estetik-tiyatro) çalışmalarında büyük yankılanma yaratmış, böylece Batı’nın genç emekçi kitlelerinde olumlu etkileri de görülmüştür. Ama altyapısı olmayan, bu üst yapı hareketi sonuçsuz kalmıştır. Lenin’in vefatının ardından SSCB’de giderek, “Köylülük”ün egemen olması ile de bu yaratıcı-eylem, “burjuva” anlayışı olarak kara çalınmıştır. 1917–1936 arası giderek ivme alan bu Sovyet Kültür Devrimi mirası, büyük bir aymazlık ile tıpkı iktisadi alanda pro-tipleri yaratılmış hiper-market girişimleri gibi, kapitalist pragmatizminin sahiplenmelerine terk edilmiştir. Şimdi, tam yetmişbeş yıl sonra sanki yepyeni bir unsur olarak karşılanıyor, orada!..]

Manevi-Sosyal/ Sınıfsal bir varlık olan insan(lar)ın; atomik-genetik İktisadi-Siyasi-Toplumsal-Tarihsel-Enerjik-Uzaysal varoluş sürecinde, XX. yy’ın son çeyreği ve XXI. Yüzyılın başında bilim-teknik-sanat’ta ortaya çıkan yeni olguların irdelenmesinde, Plâtoncu-sosyal Darwinizmin etkisindeki skolâstik(kalıpsal-kitabî)leştirilen ‘klasik’ diyalektik-“materyalizm” ‘mantıkçı’ sentez açınımlarının yetersiz kalması sonucunda, doğal olarak yeni açınımlar üretilememiştir. Bilimsel bilgide –sentezciliği ya da özürlü radikal kardeşi aşkıncılığı değil- “aşma”yı savunan bilinçli bir sürekli-devrimci olarak; bu açınımdan bilimsel bilginin ‘yeni’ yöntemi olarak polyalektik /metzoskopik {çok geçişli} tarihsel materyalist yöntemi kullanıyorum. Çünkü bu yöntemin geçerliliğini; benim XX. ve XXI. yüzyılın sorunlarına verdiğim cevapların doğruluğu sınamış ve ‘bugün’ için geçerli kılmıştır. [Siyasal Kültür sürecinin sonucu olan Yöntem ile Amerikan kültür politikalarının ideolojik unsuru olan, metodolojik(yöntem bilim) de birbirine karıştırılmamalıdır!]

Ayrıca, insan(lar)ı da salt “sosyal” varlık olarak kabul etmenin, staocu/ skolâstik/ statükocu ‘resmî’ (reel) sonuçlar doğurduğunu süreç kanıtladığı için; devrimci praxisin önemini vurgulaması amacıyla, insan(lar)ı “manevi-sosyal/sınıfsal” varlık olarak tanımlanmasını da savunuyorum. “Sosyal/Sınıfsal” varlığı; iktisadi + siyasi + toplumsal + tarihsel-liğin, akıl + bilgi + bilinç-i “kütlesel”leştirerek biçimleştirirken; enerjik + uzaysal-lığın, dinamik- coşku + duygu + iradesi de varlığı “manevi”-leştirerek, ‘düşünsel(ideolojik değil)- ruh’ vererek estetikleştirir. Bu aşma olgusunu bütünsel olarak bünyesinde barındıran devrimci Bilinçli Eylem(Praxis)in üçlü içeriğini belirleyen, bu oniki patikanın birleşimi “yol”u tamamlar. Böylece öze, “kâmil insan”a, yani “Herkesin Yeteneğinden İhtiyacına Göre” toplumsallaştırılmış toplumun “Yeni İnsanlık”ına varılır… Bu maddenin zorunlu devrimci hareketidir. Özgürlüğün yolu bu zorunluluktan geçer.

Unutulmaması zorunlu olan -XX. yüzyılın sonunda deneysel olarak kanıtlanmış- bir bilimsel nesnel-gerçeklikte vardır ki, o da karşı- maddenin “kurulu düzeni, kurumları ve formları”nı koruyan kaotik-dengesel-devinimin ekonomik-politik karşı- praxisidir. Bunu atlarsanız siyasal kara-deliğe düşersiniz! Onlarca değil, yüzyıllar boyunca; kapitalist sistemin kaotik-devinimi içinde “Godot”u bekler durursunuz!

Unutulmaması zorunlu olan diğer bir gerçek şudur ki; varolan sonsuz “ölçüsüz ağın düğüm noktaları”nda bulunan doğru ‘mutlak’ değildir. Metafizikçi ideolojinin formalist felsefecilerinden ünlü “açık toplum”cu liberal Sir Karl Raimund Popper’in moda yapılan; utangaç anti-diyalektikçi entelektüel masongil küçük burjuvalarımızın pek sevdiği deyişle ‘yanlışlanabilir’ de değildir! Çünkü “olasılıklar kaosu”nda bunalarak evrimleşen şu iki görüşte ‘mantık’saldır; İster makro-formel, ister mikro-diyalektik olsun… Bilimde, mantıksal ikilemlere yer yoktur. Ne ki yakın zamanda bilim-insanı Stephen Hawkings’in tekrar ispatladığı gibi; -çağdaş değil- çağcıl bilgiye ‘mantık’ın değil de, ’yöntem’in sürecinde varılıyor ise; ölçüsüz ağ düğümlerinde Genel Bir Determinizm Teorisi- Birleşik Kavramı arayan doğru, praxis içinde bizi metzoskopik bilgi-bilimsel(erkentus)e çok-geçiştiriyor demektir ki, bu bağlamda doğru izafidir ve bu sonsuzdur! Mutlak olan değişim-hareketidir. Bunun için ‘yanlışlanabilir’ mutlak da yoktur… Söz konusu olan Bilimsel süreç ağındaki düğüm noktalarıdır. Bu çok-geçişler varsayıldığı gibi ‘evrim’(re-form)sel değil, sürekli devrimseldir. Çünkü bu çok-geçişler; sebebi, bir etkinlikler sürecinde zorunlu devrimci-praxis{bilinçli eylem} sonucuna vardırırlar. Kısaca diyebiliriz ki, uzay-zaman-mekânda hareket ederek metzoskopik çok-geçişerek sürekli değişen dinamik-enerjik İzafi-Doğru-Bilgi(Bilim/sel) sonsuzdur. Ve/fakat emek-çalışma verimliliği –praxis geçmişlerinin atomik/genetik {tekrarlayıcı+ mimetik(karmaşık taklitsel)+ yenileyici} toplamı- olarak “manevi-sosyal/sınıfsal varlık” olan insan(lığ)ın ortak üretimi ve ürünüdür. Bunun içindir ki, bilgi bir maddi güçtür. Bu gücü elinde tutan(sınıf)da egemen olmuştur/olur/olacaktır… Bu orthodox ilkeyi gözden kaçıran nesnel gerçeklik içinde, şu veya bu şekilde daima egemen olan hegemonya sahibine hizmet etmiş/eder/edecek/tir… İktidardaki siyasal yutturmacanın adı ne olursa olsun.

Bu satırların özü Haziran 1992’de billurlaşmıştı. Tartışmaya açıldı ama suskunluk ambargosunu aşamamıştı. Onüç yıl sonra, 1 Nisan 2005’de “Gizli Ordular- RoundTable- Council on Foreign Relations- Biderberg Group- Trilateral Commission” (Sorun yay.) kitabımın ön sözünde yayımlandıktan tam yedi yıl sonra İsviçre-CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) laboratuarlarında yapılan deneyler sonucu “maddenin ne tek, ne ikili; ÇOKLU olduğu” bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu kanıtın toplumsal kanıtı da 27 Mayıs- 19 Haziran 2013’te “Taksim Gezi Parkı Başkaldırısı” olgusu sırasında yaşanmıştır. Bu gelişmeler başta akademisyenler olmak üzere bütün papağanları maydanoz tarlasında bırakmıştır. Bizim (Devrimci Dinamik) grubumuza dâhil olan orta ve genç kuşaktan bazı arkadaşların olayları doğru takip ederek olguyu mümkün olduğu kadar doğru tanımlamaları Türkiye Bilimsel Komünist Devrimci Hareketi adına sevindiricidir. Ben yöntem sorununu onların ileri görüşlülüğünden şevk alarak tartışmaya açıyorum. Tabii tartışmanın öğretici olacağı ve tartışmaya mümkün olan en geniş katılımın olması dileğimizdir. Çünkü bilgi bilimsel bir tartışmada hepimiz öğrenciyiz, nedeni bilimsel komünist düşünce disiplini okulunun sonsuz sınıflı bir yaşam üniversitesi olmasından kaynaklanır. Bu okulda diploma verilmez, yoldaşlık değerleri berkitilir. Devrimci saygı ve selamlarımla…

Halid Özkul

Reklamlar

About tkmb2247

TURKIYE NIN KURTULUSU ICIN MUCADELE BIRLIGI
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s