Eren ERDEM den ahaber e Cevablar

Bugün A Haber adlı TV kanalında, ‘beni paralel kullandı’ şeklinde başlayan cümlesi ve kapanışta,‘Cumhurbaşkanımız’dan özür diliyorum’ ifadesiyle, etrafa nefret ve iftira saçan, Karşı gazetesinin sahibinin konuşmalarına tanık olduk.

Akabinde, sosyal medyada müthiş bir linç operasyonu başladı. Programda ‘şahsım ve Karşı gazetesine yönelik’ tüm iftiraları bu açıklamamda tek tek yanıtlayacağım.

Lakin, yanıt faslına geçmeden şunu üzülerek gördüğümü ifade etmem gerekir. A Haber gibi bir kanalda, ‘sunucu tarafından, bize yönelik bir soruşturma-operasyon çağrısı yapılarak başlayan program sonrası’ fanatik Erdoğancıların programa sahip çıkmasını fevkalade doğal karşılarım. Ama, ‘adil, demokrat, solcu ya da muhalif’ olarak gördüğümüz insanların, bu program sonrası yazdıkları, beni ayrıca üzmüştür.

Program sonrası, sosyal medyada ‘beni tanıdığını iddia eden’ yüzlerce hesap gördüm. Bu hesaplarda şöyle bir vurgu yapılıyordu;

‘Ben Eren’i tanırım, ajandır..’

‘Ben Eren’i tanırım, kadın düşkünüdür..’

‘Ben Eren’i tanırım, sahtekardır..’

‘Ben Eren’i yakından tanırım, kendisi üçkağıtçı biridir..’

‘Bir vakit Eren’in videolarını getirdiler bana..’

‘Ben Eren’i yakınen bilirim, kendisi CIA’ya çalıştığını söylemişti bana..’

‘Ben Eren’i tanırım…vs.’

Ne hikmetse ‘benim tanımadığım’ yüzlerce hesaptan ‘eş zamanlı’ olarak yapılan bu algı operasyonunun amacı, şahsımı küçük düşürmekti.

Aynı dakikalarda ’17.01.2015’in ilk saatlerinde benimle yazıştığını iddia eden biri bir resim paylaştı.İsmi Erdal Şimşek olan, hiç tanımadığım ve hayatımda bir kez dahi görüşmediğim bir kişi,‘cemaatin benim videolarıma sahip olduğunu bununla bana şantaj yaptıklarını o yüzden de kendilerine yakın durduğunu’ kendisine mesajla yazdığımı iddia etti.

Gördüğüm şey, önceden hazırlanmış bir piyesin sahnelenmesiydi.

Tonlarca şey, neredeyse ‘iftira ile’ sosyal medya gündemine oturduk…

Bunların tamamı hakkında, tek tek ‘suç duyurusunda bulunacağımı,’ paylaşılan yorumlar dahil, tüm sosyal medya hesaplarından yapılan bu paylaşımlar hakkında, bugün(cumartesi) nöbetçi savcılığa başvuracağımızı belirterek esas konuya gireyim…

***

Karşı’nın sahibinin TV’de dile getirdiği yüzlerce iddiayı dinledik. Bunlara tek tek yanıt vererek, bu hususu kapatacak, böylesi bir saçmalığa ortak olan herkesle hukuk önünde hesaplaşacağız.

Program, Mehmet Ali Önel’in ‘bize yönelik bir operasyon-soruşturma’ çağrısıyla başladı. Akabinde, ABD’ye yanaştığımız, cemaatten kayıt aldığımız, cemaatle görüştüğüm, cemaatin bizi kullandığı, Karşı gazetesi sürecinin tümüyle cemaatin kontrolünde olduğu, benim kripto cemaatçi olduğum, kendisine suikast girişiminde bulunduğumuz, CHP üzerinden sus payı verdiğimiz, gazetenin baskısının dahi cemaat matbaalarında yapıldığı, hükümete darbe girişiminde bulunduğumuz’yönünde sözler edildi.

Ben de yayın esnasında twitter hesabımdan, bunları yalanlayan çok sayıda veri paylaştım.

Öncelikle, az sonra sizlerle paylaşacağım ‘yazışmaların’ özel hayata müdahale maksadı taşımadığını, özel hayata dair verileri içinden ayıkladığımı ifade etmek isterim. AMA HAKKIMDA ÖZEL HAYATIMA YÖNELİK İTHAMLARDA BULUNMUŞ KİMSELERE DE DAVA AÇACAĞIMI BELİRTEYİM..Ama önce kısaca Karşı nasıl kuruldu, bunu anlatayım.

***

Turan Ababey ile, eski program ortağım Mahmut Gök vasıtasıyla tanıştık. Gezi süreciydi. Kendisi A Haber’de ‘özür dilediği Erdoğan’ı devirmek için Gezi parkında eylem yapıyordu.’ Akabinde ‘suriyelilere yardım kampanyaları yapıyordu.’ O süreçte tanıştık ve ezelden beri aklımızda olan‘gazete projesini’ konuştuk. Biz kendisine ‘proje falan götürmedik.’ Laf arasında, bir gazete kurmanın maliyetleri konuşulurken, ‘kendisinin bu işi yapabileceğini’ ifade etti.

Ben, ilk olarak bu gazetenin kuruluşu için kıymet verdiğim, bu işe gönül verebilecek kişilerle görüştüm. Bunlardan biri, Türkiye Caferileri lideri Selahattin Özgündüz idi. Kendisine ‘Karşı projesini’ anlattım. Destek verdi. Bu çalışmayı ‘demokratikleşme açısından’ önemli bulduğunu belirtti. Ve başlayalım dedi.

O arada Ababey, ‘Aydınlık gazetesinin ve Birgün gazetesinin yöneticileriyle konuşuyordu benim vasıtamla.’ Maliyet hesapları yapıyordu. Kafamızdaki sistem, ‘bir kolektif yapıydı.’ Yani tek kişiyle değil, birkaç kişinin elini taşın altına sokmasıyla bir iş yapalım, hiçbir SİYASİ yapıyla yürümeden kuralım. Farklı mensubiyetleri dahil edelim noktasındaydı.

Lakin yapılan maliyet hesapları sonrası ‘bu işin kazançlı olacağını düşünen’ Karşı’nın sahibi, sürecin diğer ortaklarını tamamen elimine ederek bu işi tek başına yapacağını söyledi. Ve bizleri de ‘eğer onlarla yaparsanız, cami imamlarının denetiminden geçmeyen haber yayına girmeyecek’ diyerek, ikna etti. Daha sonra böyle bir diyaloğun hiç geçmediğini öğrenmiş bulunduk.

Gazete kuruldu. Cüzi bir nakit ve kabarık bir ‘çek defteriyle’ kurulmuştu gazete. Kurucunun hesabı şuydu. Bu gazete tutacak.. Çok satacak.. Gelen parayla ‘borçları ödeyeceğim.’ Cüzi bir nakitle medya patronu olacağım. O yüzden, heryere çek kesildi. İlk günden itibaren itiraz ettik. Kaynağın yoksa girmeyelim dedik. Fakat ‘masalara koyulan nakit EURO’lar ile ikna edildik. Kaynağımızın olduğuna inandık..’

Sonra gördük ki, ‘kaynak yok.’ Basit bir oyuna kurban gitmişiz.

Kaynak olmadığını görünce ‘yapacak birşeyimiz kalmamıştı..’ Artık ya gazete satacak ve yaşayacaktı.

Gazete battı, çalışanlar direniş yaptı. Ve bildiğiniz süreç…

***

Bugün, A Haber’de yayına çıkan Karşı’nın sahibi, müthiş şeyler anlattı. Neler anlattığını yukarıda özetlemiştim. Madde madde hepsini yanıtlayayım.

  • Programda, ABD’lilerin elçilik düzeyinde gazeteyi ziyarete geldiğini, bu ziyaret öncesinde benim ‘ben bebek katileriyle görüşmem dediğimi, ABD emperyalistleriyle masaya oturmam dediğimi’ ama sonunda oturduğumu ifade etti. Bu ziyarete karşı tavrımız tam olarak söylediği gibiydi. Biz, ‘ortak kararla kabul edilen ziyarette’ aynı tutumla konuştuk. ABD’nin bize para teklif ettiği ‘yalandır.’ Tüm gazetelere gittiklerini, bunun sadece bir tanışma olduğunu söylediler. Ve çoğunlukla gündem üzerine yapılan konuşma çok kısa sürdü. Sonra bir daha gelmediler. Muhtemelen bir yoklama çekmek istediler. Orada bulunan herkes, en ufak taviz vermedi. Ve yaşayan tanıkları hayattadır. Ve hatta, yarın birileri bunu kullanır diye, idari Serkan, benim talimatımla o toplantıyı ses kaydına almıştır.
  • Bize cemaatin haber sızdırdığı iddiası ise daha vahimdir. Çiçekle, çikolata ile kasetler geldi dediler. Soruyorum. Medya sektöründe ‘adresine kaset gitmemiş’ kaç gazete vardır? Biz, bize gelen hiçbirşeyi yayınlamadık. Daha geçen dün ODATV, kendilerine kaset gönderildiğini, ama yayınlamayacaklarını manşetten duyurmuştu. Bize kasetler gelmedi mi? Evet! Bilinmeyen, meçhul kaynaklardan 1-2 defa CD geldi. 1 tanesinin içinde EĞİTİM ile ilgili bir yolsuzluk vardı. Diğerini anımsamıyorum. Çünkü imha edip, asla yayınlamayacağımızı ilan ettik…
  • Gazetenin ‘haberlerinin’ %95’i o dönem yayınlanmış, yani internete düşmüş olan ‘yolsuzluk tapelerinden oluşuyordu.’ 25 Aralık dosyası internete düştüğünde, o dosyayı ilk okuyanlar bizim muhabirlerimizdi. Millet dosya içinde ‘Erdoğan’ diye arama yaparken, biz daha mizahi başlıklar aradık. Senin önüne yatarım Reza başlığı öyle ortaya çıktı.
  • Karşı’nın sahibi, ‘ısrarla benim cemaatle görüştüğümü’ iddia etti. Sunucu ısrarla ‘kimle görüştü’ demesine rağmen, ‘isim vermem’ dedi. İsim vermemesi, ‘böyle bir görüşmenin olmadığının en net delilidir.’ Böyle bir görüşme hiç olmadı. Keza, isim vermeden yapılan bu itham üzerinden yalan söylendi.
  • Muhabirlerimizin cemaate çalıştığı iddiası ise tam bir hezeyandır. Karşı’nın yayın kurulunda, tek bir cemaatçi yoktu.Sosyalist, Kemalist, Anarşist çevrelerden gelen insanların oluşturduğu yayın kurulu, yapılan haberlere karar veren tek merci idi. Asla ‘ısmarlama haber yapılmadı.’ Polis fezlekelerinin tümü zaten internette mevcut idi.
  • MİT Tırlarına ait görüntülerin bize geldiği ve izlediğimiz yalandır. Çünkü o görüntüler gelseydi, kesinlikle manşetten haber yapardım :))))

Karşı’nın sahibi niçin bu programa çıktı?

Kendisi daha evvelce, gazete kapandıktan sonra, benimle ilgili ‘bel altı tweetler’ yayınlamıştı. Hiçbiri ‘siyasi değildi.’ Tamamen bel altı ve özel-ailevi konulardı. O tweetleri attıktan sonra, kendisine ulaştım ve bunun nedenini sordum. Kendisi bana, şu mesajları atmıştı;

Bu yazışmasında bana, ‘kendisine para teklif edildiğini açıkça ifade etmişti.’ Ve son mesajda gördüğünüz üzre, ‘AYNEN’ diyerek teyid ettiği gibi, yalan konuşması için yapılmıştı bu teklif. 

Kendisi ekranda, gazete koridorlarında savunduğu herleyi reddetmişti. Erdoğan hakkında söylediklerini unutmuştu. Ve biz ‘Karşı’nın sahibini kandırmıştık.’ Konuştu… Konuştu… O konuştukça, ‘önceden örgütlenmiş sosyal medya trolleri yazdı ve çizdi..’

O konuşurken, ‘ardı arkası kesilmeyen şeyler oluyordu..’ Bize yapılacak bir operasyonun ‘gizli-açık tanığı’ konuşuyor, sosyal medyada ise, konuyla hiç alakası olmayan yüzlerce şey yazılıyordu…

Hiç tanımadığım kişiler şöyle şeyler yazıyordu. Ve ‘fikri ya da ideolojik husumeti olan herkes adeta linç edercesine yayıyordu bunları..’

‘Ben Eren’i tanırım, ajandır..’

‘Ben Eren’i tanırım, kadın düşkünüdür..’

‘Ben Eren’i tanırım, sahtekardır..’

‘Ben Eren’i yakından tanırım, kendisi üçkağıtçı biridir..’

‘Bir vakit Eren’in videolarını getirdiler bana..’

‘Ben Eren’i yakınen bilirim, kendisi CIA’ya çalıştığını söylemişti bana..’

‘Ben Eren’i tanırım…vs.’

Programın sonunda Erdoğan’dan özür dileyen Karşı’nın sahibi, bana bunu evvelce söylemişti..

Çıktığı ekrana kendisini çağıranların, ‘kendisini kullanıp atacağını’ açık biçimde bana ‘bir süre önce mesaj atan’ Karşı’nın sahibi, tüm bu diyaloglara, PARA İÇİN GİRDİĞİNİ ifade etmişti. Arkadaşlarımızla oturduk. Arkadaşlar, bu şahıs ‘para için çıkıp tetikçilik yapacak.’ Buna nasıl bir çözüm bulalım…

Kendisine ‘ne söylemesi gerektiğini’ yazanları açıkça bana ileten bu kişi şunu söylüyordu; ‘bana yardımcı olun, oğlumun kitabını bastırın ve evimi geçindirmem için destek verin.’ Bunun üzerine, ‘hem düştüğü mağduriyet, hem de başına üşüşen akbabaların oyununu bozmak için’ bu kişinin desteklenmesi gerektiği kanısına vardık. Kendisi ekranda ‘bana gerçekleri söylemeyeyim diye destek oldular’ dedi. Ama bana yaptığı yazışmada; ‘mesnetsiz şeyler uyduracağını, kullanılıp atılacağını’ ifade ediyordu. Ve Erdoğan’dan özür dileyip kurtulması telkin ediliyordu.

Nitekim öyle yaptı…

Erdoğan’dan özür diledi. Ve ‘hayatı kurtuldu.’

Kendisine destek olmak için ‘sosyal yardımlaşma fonlarına gittik.’ Bazı belediyelere başvurduk. Yardım fonlarının kapalı olduğunu söylediler. Bunun üzerine, ‘kendi yakınları da dahil olmak üzere’ imece usulü aylık bir miktar yardım topladık ve ekranda ismini zikrettiği arkadaşımız tarafından kendisine iletildi.

Karşı’nın sahibi ise ekranda, ‘bir CHP belediyesinin kendisini maaşa bağladığını söyledi..’ Hiçbir karşılığı olmayan bu söylem üzerinden, programın amacı olan ‘muhalefete çakma’ amacını da tamamlamış oldu…

Özel yaşamın rencide edildiği, kişilik haklarına açıkça saldırıldığı bir programdı. Sunucu sadece izledi.

Kendisi bir süre önce Karşı çalışanı Emre Erciş’i aramış ve kendisine para teklif edilerek TV’lere çağrıldığını ifade etmişti. Emre Erciş, ‘esasen doğru olmayan, ama bu mesnetsiz iddialara karşı savunma amacıyla paylaşıyorum’ diyerek o ses kaydını paylaştı… Erciş, şahsın beyanları üzerine telefonu üzerinden konuşmayı kaydetmişti. Ve bu programa kadar böyle bir kayıttan kimsenin haberi yoktu.

İlgili kaydın linki şuradadır; TIKLAYINIZ

Programda, ‘cemaat ile anlaşmış bunlar’ vurgusuna, delil nedir diye sorulunca, manşetlerden belli değilmi cevabı gelmişti. Biz program boyunca; ‘sahtekar, alçak, vatan haini, cemaatçi ve ajan’ ilan edildik. Özel hayatlarımızın delik deşik edilmesi de cabası. Hiç olmamış görüşmeler zikredildi. Benim CHP milletvekili olmaya çalıştığım söylendi… O kısımlarda fazlasıyla güldüm.

İnsanların zaaflarını kullanarak onları ekranlarda konuşturanlar, muhakkak yenileceklerdir. Efendim, şunu bile söylediler. Bu programa çıkacağını duyurunca ‘arabasına arkadan vurulmuş.’ Ve biz yaptırmışız…

Eren Erdem nasıl yaşıyor diye sordu. Akşama kadar tweet atan adam nasıl yaşar ki? Soru buydu. Nereye bağlamak istedi? Bana birileri para veriyor. Cemaatçiler…

Arkadaş unutmuş tabi. 9 Kitap yazmış birinin, yaşamını sürdürmesi doğaldır. Sadece yaşıyoruz şu hayatta.

Programın kaydını aldırdım. Bu program, gelecek Cuma devam edecekmiş.. Aynı şahısla ‘iftiralara devam edeceklermiş.’ İzlemeyeceğim. Avukatım izleyecek. Ve her kelimelerine dava açacağız.

Ve ‘bize operasyon yapacaklar.’ Bu kadar açık bir kumpasın sebebi, bize karşı yapılacak operasyona zemin hazırlamaktır. Buradan duyuruyorum. Evdeyim! TV manipülasyonuna hiç gerek yok. Gelin alın…

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar…

Hukuk önünde hesap soracağım.

Ve bu konuyu bir daha açmamak üzere ‘kapattığımı’ ilan ediyorum. Bundan sonra ‘sadece’ mahkemelerde konuşacağız.

Reklamlar

About tkmb2247

TURKIYE NIN KURTULUSU ICIN MUCADELE BIRLIGI
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s