Hocamzı Aiberg,bilgi teknoljileri ve ZigZag gizemleri

İlk gençliğimde computer denen Bilgisayar sistemleri yeni
bulunmuştu ve bu sistemlerle birlikte birlikte büyüdük. Yani
bilgisayar denen nimetin yaşıtı olduğum için, yaşlanmış emekli
olmuşlar gibi bilişim ve iletişim dünyasından kopmadan, atbaşı
birlikte geliştik. Dolayısıyla bu alana meçhul asker anıtı gibi büyük
katkıları olan biriyim. Meçhul kahraman ne demek, önce bunu
irdeleyelim..
Kendi dönemimde Unıvac,EDVAC,IBM 360 gibi markaları olan ve bir
salon büyüklüğündeki bir konsola ancak yerleşebilen, çekirdeği ise
üç buzdolabı büyüklüğündeki ilk bilgisayarlar bulunmuştu.Öyle ki,
bazılarının dakikası bin dolardan kiralanıyor, hantal makine program
diliyle çalışıyorlardı. Muazzam bir
enerjiyi çekiyor, yüzlerce flamanlı lamba ve bunları soğutmak için
dev tesisler gerekiyordu.
Devasa bilgisayar teknolojilerinin içine ilk girişim UCLA’ya
bağlı (Berkeley Enstitüsü, Lawrance Laboratory) atomaltı parçacık
çarpışmalarını görüntüleyen simülatöre sahip IBM IBM firması
sayesinde oldu. Bu dönem gizli müslüman olduğum günlerdi.(Bkz.Ali
İmran 113-114 ve 115.ayetler) Çok başarılı bulunduğum için NASA
(Houston) tarafından maalesef gizlice ve (Müslüman olduğumu fark
ettikleri için) şantajla UCLA’dan ödünç alınırken, prosedür gereği
adımı da değiştirerek, zorla buluş yapmaya zorlandım.

Uzay dönüşü Dünya atmosferine giren kapsüllerin kablolarında aşırı ısınmaya dirençli seramik
ile alaşım yapılan Teflin-1 diye bir maddeyi ve uzay kazalarında
olası vücut ısı kaybını kanı mikrodalga ile ısıtarak ve yapay olarak
yükselten Magnetron’u istemeden buldum. (Teflon Tava patentini Fransız/Amerikan
Dupont firması, Mikrodalga fırını ise herkes kendi patentiymiş gbi
yağmaladı.Gizli Müslümanlık ile meçhul kahramanlık böyle berbattır,
kimseye tavsiye etmem.)
Birleşik Amerika serüvenim WWW firmasının bana yaptığı bir
teklifle son buldu.
Sözkonusu müteahhit firma (Eski adıyla Yeşilköy,
şimdiki adıyla Atatürk Hava Limanı) ILS donanımlarını,radar tesislerini ve yeni terminalini
inşa eden WWW (World Wide Wilcox.Amerikan savunma sanayi firması Northrop Grumman ın eski yan kuruluşudur) firması olup, onun Radar-Bilgisayar sistemlerini kuran taşeron SELENİA firması(http://it.wikipedia.org/wiki/Selenia) adına “Bilgisayarı ve
Türkçe’yi en iyi bilen” genç müdür olarak işbaşı yaptım Dört ayak
üstünde ve kendi yurdumdaydım. Bir yandan görevimi diğer yandan da
bilgisayar konusundaki yeni teknikleri ve bulgularımı geliştirecek
ortamın içinde sessiz araştırmalarımı yaptım. Çünkü böyle bir ortamın
patronu olmak birkaç yüz milyon dolarınız olması gerekiyordu.
İlerleyen teknolojiyle birlikte flamanlı lambaların
yüzlercesinin yerini tek bir transistor aldı. Böylece bilgisayar
sistemlerinin boyutları küçüldü. Daha sonra binlerce transistor bir
entegre devreye sığıştı. Mikro teknoloji ilerledikçe onlarca entegre
tırtıl devre bir tek mikro chip’e (mini-yonga) ufaldıkça ufaldı.
Ufaldıkça ucuzladı.
Sonra bu yüzyılın en büyük darbelerinden biri yapıldı.
Apple’dan Steve JOBS(Mustafa Eyyub) (Macintosh markalı minicik monitorlu, 500 kilobayt
hafızalı ve de siyah-beyaz) ilk masaüstü bilgisayarı yani ilk PC ‘yi
başardı. Apartman büyüklüğündeki devasa bilgisayarlar küçülüp, büro
ve evlere girdi. (Bunu izleyerek başka formattaki Diğer PC’ler
evlerimizin konukları olmaya başladılar. Bu PC’lerin giderek
monitorları büyüdü, renklendi, konfigürasyonları genişledi. Grafik
bazlı şimdiki Win gibi tasarımlardan sonra bilgisayarlar evlere,
dizüstüne, avuçiçine indirgendi, günlük yaşamımızın bir parçası
olmaya başladı.
Bu anlattığım darbe işin BİLİŞİM yönüydü. Yani paranın yazı-
turası olduğu gibi, bilişimin bir de arka yüzü olan İLETİŞİM vardı.
Facimile’ler Fax’lar, optik kablolar derken Modem de bulununca
İletişim yani haberleşme çağı başladığında sanki top bana atılmıştı.
Etkim ve katkım
bilişim öğesi yanında İLETİŞİM armağanı konusunda oluştu.
Bunu t-quarkının teorik kütlesini bulduğum yıl (1972)
gerçekleştirdim. (T=Top=Tepe quarkı =T ve H harfinden oluşan Ta_Ha
suresinin harfi mukataasıdır. Arapça dili beynin sol yarımküresinden
yöneltildiği için ve bilindiği gibi sağdan sola yazılır. Ama sayılar
beynin sağ yarımküresinden yöneltildiği için soldan sağa yazılır ki
bu büyük bir kolaylıktır.
Karmaşık bulan okurlarım bu paragrafı okumadan atlayabilir.
Arapçada üç türlü T (Tı,Ta ve Te) ile üç türlü H (Hı,Ha ve He) harfi
vardır. Cifir denen gizli bilimler gereği TI-HI (Tıb=Lokman hekim ve
Hıdır=Hızır as.ikilisi) TA-HA (Tahayyül=Tahyon=Hayal ve HA=Halo uzay
=hologram ikilisi ) ile TE-HE (Tekvir suresi ve Hüve=Allah’ın
O=üçüncü tekil şahıs olan HÜ(we) tekil zamirinin, öznesinin
şifresidir) Bunun gibi örneğin Te=Tekvir suresi ve HU
(Tekvir17.ayetteki HunnesH=Hunnes=Sıfır tekilliği) gibi türetmeler ve
kombinezonlar kurabilirsiniz.Sesler(harfler) sayılara
dönüştürüldüğünde Ta-Ha tersine HT olarak yazılır.

Ancak şimdi okurlarım bu bölümü dikkatle okumalıdır, çünkü
evrensel gizemleri dünyada ilk ve tek olarak burada açıklıyorum.
Bir fikir jimnastiği yapalım: Hiç bir şeyi yaratmayan sadece
kendi zatı bulunan Rabbimizin sınırsız değil BİR TEK adı olmalıydı. Tek
varlık tek mevcut, zatı olduğu için EL (AL) harfitarifi ve yanında
KÜLLİ ŞEY*İN= her bir sonsuz olasılık potansiyel olarak yaratılmaya
hazır bulunduğundan (Ki Samice ve Sankritçe da EV veya AW ile yani
Sonun başlangıcı ve/veya başlangıcın sonu demektir. Bir çember
düşünün ve bir noktayı başlangıç olarak OLUŞ diye işaretleyiniz,
sonra çemberi izleyiniz ve en sona geleceksiniz ki, bu aynı zamanda
ÖLÜŞ ya da başlangıcın sonu=sonun başlangıcı olan iki değil BİR TEK
NOKTA demektir.)
Yaratan’ın yaratma öncesi adı EL-EV (AL-AW) bu anlama
geliyor. Bunun anlamı “Allah’ı sürekli bir yaratım içinde görürsünüz-
sonsuz ihtimale dayalı sonsuz tane evreni yaratıp-daha sonra
yoketmektedir” ayeti uyarınca ismi azamı ELEV (Alaw)dir. Zaten her
şeyin öncesi “En evveli” odur. Ve yarattıktan sonra da
yarattıklarının takipçisi yani himayecisi ve velisi ( VELİ=AL WELİY)
de odur.
Yaratan’ımızın bu iki ismi (EL EV+VE Lİ) olarak (Sonun
başlangıcı, başlangıcın sonu, oldudan da öldüren de odur) uyarınca
tescil edilmiştir. Anlamı ezeli oluşu, yaratılmaksızın eksi sonsuzdan
artı sonsuza (ebede) DAİM=Devamlı gidişi, neden ve sonucun aynı yerde
birleşmesi (OL=ÖL buluşması, tekleşmesi) anlamına gelmektedir.
Allah’ımızın en büyük adı EL EVVEL (EL-EV+VE-Lİ (Herşeyin en
öncesi) anlamındaydı.Bizi yarattıktan sonraki adı ise HU diye
değişti. Çünkü evren bir kürenin yüzeyi ya da bir tabaka kağıdın eni-
boyu gibi iki boyutludur. ( Matematikte x ve y boyutları. Ya da Cifir
de ben ve sen boyutları) İki insan ben ve sen diye selamlaşabilir. Ya
da madde insanlar ile enerji insanlar yani cinler E=mc2 eşdeğerliği
nedeniyle birbirleriyle tanışabilirler, selamlaşabilirler.
Ama gerçekte evren bir kürenin yüzeyi olan iki boyutlu
değildir. Saklı iki boyutu daha vardır. Bunlardan biri soyut
sayılarla anlatılan ZAMAN (Kur’an’da DEHR) ve diğeri de kürenin çapı
olan (Rahman 33.ayette bildirilen) Aktarıssemavat (Matematikteki z
boyutu) dur.
Ben ve Sen ikimiz bir kürenin yüzeyinde tokalaşabilir,
randevulaşabiliriz. Ama Z boyutu kürenin YÜZEYİ DEĞİL çap boyunca
sonsuza giden bir dikmedir. Orası bizim iki boyutlu yüzeyimiz (ARZ)
olmadığından BEN ve SEN olarak bildiğimiz evren tabakası değil;
DİKME olduğundan (Semavat=Gökler) göremeyiz . Bunun için o görünmeyen
z boyutunun adı O (Hu)dur. Allah’ın görünmezlik boyutuna ben ve sen
boyutları “O=3.tekil şahıs Arapça Hu (Hüve, El Hüve, Ya Hüve Yahu,
İngilizcedeki He=O ) diyoruz.
Allah’ımızın her şeyi (Külli şey’in) yaratmadan önceki adı
EL EVVELİ (Al awwala) dır. Ama bizi yaratınca bu ismin diğer adı O=HU
(Arapça hüve diye yazılır, devam ederseniz hüwe diye okunur,
durursanız hu diye okunur) olmuştur.
Arapça AL ( El,İl,Ül vb.) var olan bir şeyin başına gelir ve
harfitarif olarak bilinir.(İng. The/ Alm. die,der,das/ fr.Le la /İsp.
El ve La vb.) Türkçemizde harfitarif yoktur, bu yüzden de
ingilizcedeki The, a, an gibi tarifleri hiç anlayamadan öğreniriz.
Ama Arapça başta olmak üzere gelişkin tüm dillerde harfitarif vardır.
AL harfitarifi THE gibi var olan ve tanınmış, bilinen belirli
bir ismin başına gelir. (Bir kalem= Al Kalem gibi) AL yerine ters
olarak yazılan LA (LamElif) ise LA(Le,Li,Lü) okunur ve “Yok, sıfır,
hayır, değil” anlamında kullanılır. LA Mewcude=Mevcut, var değil,
vücuda getirilmemiş anlamındadır. Örneğin üç bacaklı iki başlı bir
kuş yoktur ve tanımayız.O olmayana LA deriz (No, Not, nothing, kein-
nicht, nes pa, önekini getiririz.)
La=0 değerine ve Al=1 değerine yani ikili sisteme sahiptir.
EW=Arapça veya anlamına gelir. (Mehmet veya Serhat gibi)
WE ise bildiğimiz VE bağlacıdır. (Ahmet ve Alper gibi)
O halde Allah’ın en büyük ismi olan EL EVVELİ=El ev/ve la
ismini yazdığınızda karşılığı El=1, EV=veya, VE=ve, La=0 olduğundan
şu mantık önermesi ortaya çıkar:
1 ve/veya 0=HU=1
Öte yandan arapça sağdan sola fakat rakamlar soldan sağa
yazıldığı için bunu tersine çeviriniz. yani Hüve= 0 veya/ve 1
denklemi ortaya çıkar. Bunun anlamı H harfi yerine 0 veya/ve 1
yazmanız gerekir. Örneğin LA İLAHe İLLALLAHü yazdığınızda bunu
bineer/ikili cebire çevirebiliriz. LA=0 ve AL(üstün, ötre ve esire
denen harekesine göre el,il,ül diye de yazılır.) Dolayısıyla=1’dir.
ALLAHü= AL=1 LA=0 H=(El evvela) diye yazacağız Bu arada
türkçe ve veya’yı
da karışmasın diye ingilizce AND ve OR diye düşünün.
La İlahe İllallah’ı 01 and 0 (H) 1010 (H) çıkacaktır. H=El
evvel olduğundan bunun değeri olan 1 and/or 0 H harfinin yerine
yazılınca tümünden şu sonuç çıkacaktır. 10011(ONDALIK SİSTEMDE 19!!!)
Bu sonucun ne anlama geldiğini görmek için önce KK(Kur’an’ı
Kerim)in Müddesir suresinin 30.ayetinde “Aleyha tis’ate aşer=En
baştakinin üzerinde 19 vardır.” ayetine bakınız.
Aleyha=Onun üzerinde en baştan beri (ilk evvela ) 19 vardır”
demektir. Bu Cehennem ile bağlantılı olamaz, çünkü Cehennem daha
sonra yaratılmıştır.
Tis’ate aşar=19’dur. Şimdi konuya bir ara vererek,
karşınızdaki bilgisayarınızdaki donatılardan “Hesap Makinesi”ni seçip
açınız. Üzerine 19 yazınız. Daha sonra hesap makinenizin F8 tuşuna
basarak veya hesap makinenizin görünüm menüsünden İKİLİ SİSTEMİ seçip
tıklayınız Göreceksiniz ki, 19 yerine 10011 ikili sayı kombinezonu
gelecektir.
La ilahe illallah (Bunu ilk bulan ve kullanan Hz.İbrahim
olduğundan onun dinine en doğru din yani HANİF denmiş, sayısız ayetle
övülmüştür.)19 işte Ta_Ha ya da sayı olarak soldan sağa yazılınca Hı-
Te olarak karşımıza çıkıyor.
Konuyu biraz derinleştirelim:

Aritmetik baştan beri biliniyordu. Ama Kur’an’ı Kerim (KK)
ile indirilen ve AL CABİR’in bulduğu Cebir(Algebra, negatif sayılar
kombinezonu) ve bunun uydusu olan Harezmi nin bulduğu Al Ğul ritma (Algoritma) ders
kitaplarına girince, bu bulgunun niçin herşeyin ta kendisi olan
bilgisayar matematiğine girilmesinin en baştan beri unutulduğunu ya
da gözden kaçtığını derin bir hayretle farkettim.
O zaman algoritmayı analoji ve logaritmanın yerine geçirip,
Aşar,öşür ondalık sistem yerine 20’lik sistem (Nasıl ki, ikilik,
beşlik, sekizlik, onluk sayı sistemleri varsa 20’lik bir sistem niçin
olmasın?.. mantığıyla) oluşturdum.
Basit bir hesap makinesinde karekök içinde -4 sayısının
karekökünü almaya kalktığınızda size “İmkansız işareti” verecektir.
Yani bu saçma bir sayıdır demeye getirecektir. Oysa bilgisayarlara
öğreten biz insanlar değil miyiz? Doğada var olan bir sayıyı nasıl
olur da saçmadır diye elinizin terisyle iteler ve gözardı edersiniz?
Ben de yeni bulgumu bilgisayara öğrettim. Bilgisayar kök
içinde -4 sayısının çözümünü 2i ya da 2j olarak verdi ki, böyle bir
programlama insanlık ve bilim tarihinde ilk kez başarılıyordu.
Mühendisler böyle bir sonuç olduğunu biliyor ama hesap
makinelerinde “Hayali, saçma, imajiner, absürt” diye kabul
ediyorlardı.
Ama benim HT sisteminde anormal (Anomali) olarak nitelenen bu
sayılar soyut idi ve her sayı sisteminin dönüştürgeciydi. Sayıların
anası gibiydi. Birbirinden farklı hangi sistemi verseniz, onların
ekok ve ebob’larını alıyor ve sonra o sisteme (Digital, Heksan,
ondalık vb.) çeviriyordu.
Bu sistemimi önce dünyanın patronu olan Birleşik Amerika
askeri amaçla kullandı. Onların ambargosunu kırdım ve daha basit bir
model oluşturdum. Bu da HTT sistemiydi. H=Hans T=Türk temelinde HTT
yani Hans’ın Teletextini oluşturdum.
Bunlar kısa bir süre sonra TV’lerinizdeki ünlü TELE-TEXT
sistemi oldu. HTT yayını yapan bir TV kanalından ana menüyü ve
bunların altındaki alt menüleri yazıyorsunuz. O sayfa taranıyor,tamponlanıyor ve az
sonra ekranınıza geliyor. Örneğin haberler, hava durumu, borsa, spor
vb.
HT adlı bu sistemi TV teletexti yerine bilgisayar LAN (Yerel
ağ) ve TP (Protokol) olarak denedim, başardım. Bunların
performansından emin olunca başarımımı Turbo Pascal ve Turbo C dilinde ve bedava
olarak postaladım. (1989)
Niçin bedava?..Çünkü amacım insanlık uygarlığına iletişim
faktörünü de armağan etmekti. Buluşumu freeware olarak Unix/Linux/GNU denen ve
şirketleşmemiş başka bir yazılım biçimi olan Unix kullanıcılarına
postaladım. Ama bunu Unix kullanıcılarından önce sanayii casusları
aracılığıyla diğer firmalar fark etti. Arkası malum: Win-95 ve
diğerleri (Netscape ile Express)
HTTP veya HTML yazılıyor da bunun ne olduğunu hiç merak
ettiniz mi? İstediğiniz kadar araştırınız her kelimeyi yakıştırsınlar
ama onun 10011 ya da ondokuzluk soyut sayı sistemiyle çalıştığını
halen hiç bir kimse kesinlikle anlayamazlar, çünkü onun sırrı bende
(Benden de önce LA İLAHE İLLALLAH ilahi cümlesinde saklı.)
Remil’de ya da daha kolay anlaşılsın diye edebi vezinlerde
(Failatün, feulün gibi.) aruz vezni şiirlerinde bir çizgi ve bir
noktadan oluşan örneğin 1.1..1 gibi yazılımlar vardır. 19 ise 1..11
biçiminde yazılır. Gerek Kur’an’ı Kerim’in (KK) gerekse ikili dijital
lojik sayısal sistemler yani cep telefonunuzdan bilgisayarınıza,
faksınızdan TV’nize, yıldırımın çakmasından MP3 cihazınızın çalmasına
ve her elektronik cihazınızın çalışmasına dek sistem sadece
dijitalize olan 0 ve 1 ikiz sayılarının ve-veya-değil-her ikisi de
değil biçiminde sıralanmasından oluşur.
Zaten 1985 yılında sevgideğer okurlarıma pek anlaşılamaz
gelmesin diye basitçe şöyle yazmıştım:
Sanki ARŞ bir Bilgi-İşlem Merkezi, Sanki KÜRSİ bir monitör
(Ekran) sanki Levhi Mahfuz (Levh=Manyetik levha, manyetik band,
manyetik Hard Disk ve de Mahfuz hem saklı hem hafıza kelimesinde
olduğu gibi BELLEK (Rem,Rom, HD gibi) kalem bir KLAVYE (Keybord,
mouse, cursor- imleç sürücüsü yanında program dili) SUR borusu (Nefhi
sur) enerji üreteci vb. demiştim.
Dile kolay bunları 1985 yılında yazmışım. 16 yıl önce…
Bunları aynen şimdiki gibi yazmış olsaydım, sevgideğer okurlarımın
hiçbiri anlamayacaktı. Şimdi ise daha rahatım ve daha çok teknik
terim yazabiliyorum. (Zaten benimle elektronik posta yoluyla
haberleşen çoğu okurum söylediklerimi şöyle ya da böyle aşina olarak
anladıklarını varsayıyorum.)
Düşünebiliyor musunuz svg.dğr.okurlar, çok önceden bugünleri
haber verirken kendimi nasıl kısıtlamışım? “Bu adam neler
saçmalıyor” diye okurumun daha sonra mahcup olmaması için bildiğimin
milyonda birini bile kitaplarıma koymamışım.Yazdıklarımı da cılız ve
güdük tutmuşum, bir futurolog olarak geleceği çok iyi bildiğim halde
bilmiyormuş gibi yapmışım.
Kur’an’ı Kerim(KK)in inme sırasına göre Önce Alak(İkra) sonra
Nun(Kalem) suresi inmiştir.
1.İkra:Oku (Program dilini öğren) İkra’nın ilk harfi olan
elif 1 biçiminde yazılır.
2. İkinci inen surenin başındaki N (Nun=Nokta’nın
kısaltılmışı. Tıpkı Mim (M harfi)
nasıl ki Muhammed, Mehmet demekse, Arapça orijinali NUKTA olan Nun
diye kısaltılır.
3.Nun nokta Sıfır boyut=boyutsuzluk=Nun=Nokta=Kuantlar
demektir. Nokta arapça sıfır olarak yazılır. Ardından gelen kalem ise
hem arapça hem batı dillerinde 1 olarak yazılır. (Latince Kalem
Calamus’tur. Kalem ya da mürekkep balığı anlamına gelen ve deniz
mahsülü olarak sofralarımıza konan Kalamar kalem kökünden
türetilmiştir.)
Bir=1 tek boyut demektir. Nokta boyutsuz fakat kalem tek
boyutludur. Bunları nokta (Sıfır) ve kalem(Bir) olarak yazarız. Bunun
anlamı elektromagnetizmanın yönetimidir.İkili-dijital sistem ya da
evrenin bu kuvveti iki sayı ile yönetilir. (1 ve 0)
Daha sonra anlaşılmıştır ki, kuantlar noktasal değil; sicim
biçimindedir. (KK’de Ankebut Suresi 41,42 ve 43, ayetler evrenin
yapısını birbirine örümcek ağı biçiminde tutunmuş kuant iplikçikleri
diye açıklar ve bu misali tüm insanlara verdiği halde yalnızca
alimlerin anlayacağını bildirir. (Evren hattı)
4.Levhi mahfuz: Nokta boyutsuz, kalem tek boyutlu, fakat bir
defter gibi olan Levhi mahfuz en ve boydan oluşmuş iki boyutludur. Bu
tip quantlara da “Evren yüzeyi evren zarı (membran)” demekteyiz.
Artık burada iplikçikler değil evrenin sanki bir balon gibi yüzeyi
sözkonusudur. Buna 10 boyutlu evren denmektedir.
5. Oysa Kur’an sadece boyutsuz nokta-tek boyutlu kalem-iki
boyutlu levhi mahfuz’dan da öte KÜRSİ ile alimlerine misal vermiştir.
Yani kuantlar üç boyutludur ve bakış açısına göre değişmektedir.
Evren zarı düz değildir TÜNEL biçiminde kıvrılmıştır. Tünel’in
KK’deki adı HABL’dir. Anlamı Adem as.ın öldürülen oğlu Habil
kelimesinde olduğu gbi “İçe kapanık, içine dönük, açılmamış,
açılamamış” demektir.
Ali İmran Suresi 102.ayette HALBİLLAHİ=Allah’ın ipi diye
geçerken, çok iyi bilinen bir ayette de HABLİL VERİD=ŞAHDAMARI diye
bildirilir. Yani “Allah size şahdamarınızdan, Aort damarınızdan da
yakındır” diye kullanılmıştır. Z boyutu dediğim HU dikmesi de buydu!
Karadelik-akdelik tünellerinin ve Quantum teoreminin üzerine
kurulduğu Tünel süreci HABL şifresiyle ve misaliyle
bildirilmiştir.Üstelik bunun yapısı da anlatılmıştır.
Evren 11 boyutludur. Bunlardan 7 boyut (Bakınız Kur’an’da
Sebti Mesani) bu şahdamarı yani HABL’in kesiti kadar bir aralığa
kıvrılıp kalmıştır ve genişleyen evren ile birlikte açılamamıştır. O
görünmez 7 kıvrılı boyut kuant-Planck çapının ardında kalmış ama
evrenin xyz üç boyutu ve bir de zaman boyutundan kurulu olan 4
boyutlu uzay-zaman açılmıştır. Zariat 47.ayette olduğu gibi evrenin
bu dört boyutu sürekli genişlemektedir, evren her dakika daha da
büyümektedir.
Tüm bunları yazmamın nedeni 9 sisteminin nasıl çalıştığıdır,
neleri kapsadığıdır. O kadar uzaklara gitmenize de gerek yok, bugün
bizler e_posta ile haberleşiyorsak bunu HT (http,html) 19’lu
sistemlerine borçlusunuz. Artık sadece kendi başımıza bilişmiyoruz,
ağ bağlantılarıyla iletişiyoruz da.
Şimdi sevgideğer okurlarım, diyebilir misiniz
ki, “Avusturya’da her kaynağı aradım, sizin isminize rastlamadım.
Muamma ve sır mısınız yoksa şarlatan mısınız?”
Bizlere rastlamanız neredeyse olanaksızdır. Transistör dedim,
arayın ve bulun, bunu kim icat etmiş? Yanıtını vereyim: Hiç kimsenin
adını bulamayacaksınız. Ama biri bunu bulmuş olmalı değil mi?
Bulduysa niçin hiç bir yerde adı yok?
Yine Entegre Devre diyoruz. Bunu kim buldu? Yine bulucusunun
adı yok değil mi? Araştırın var mı acaba bir
isim?…
Avusturya’da değil Dünya haritasında arayın cevabı yok!

Gelin bir tek yanıt bulalım: Onlar isimsiz kahramanlar,
meçhul bilginlerdir.
Bunun tersine bazı meçhul kahramanların adını haritalarda
görebilirsiniz.
ZigZag camiasının RESMİ kurucusu Axel Heiberg’in adı Kanada’nın Kuzeyinde
kendi adıyla anılan bir adaya verilmiştir.Kanada hükümeti
tarihçesinde bu adanın isminin nasıl ve kim tarafından verildiğini
bilmiyor,bilemiyor ve sadece “Herhalde bir kaşif olmalı” diye tahmin
yürütüyor…
Biraz gelişkin bir atlas bulup, Dünyanın en büyük adası olan
Grönland’ın en kuzeyindeki burunun adına bir bakınız. Morris Jessup
(Ketchum) diye yazar.(http://en.wikipedia.org/wiki/Cape_Morris_Jesup) Şimdi bu ZigZag’ın değerli üyesini araştırınız.
http://en.wikipedia.org/wiki/Morris_K._Jessup

Sadece bir okyanusbilimci olduğunu, UFO’lar ile ilgili bir kitap
yazdığını, intihar ettiğini ama PHİLADELPHİA deneyini yaptığını
göreceksiniz. (Üç dakika içinde bir askeri gemi 1100 km. öteye
giderek, uzay-zamanda ışınlanmıştır. Jessup bunun yapımcısıdır.)
Bir de Grönland yetkililerine sorunuz, bu ismi buraya kim
verdi? Yanıtı yok!…
Yine aynı haritada aynı Grönland’ı bulunuz ve batısında Thule
ve parantez içinde Kanaak yazılı olduğunu göreceksiniz. Thule bizim
dilimizde ZÜL diye okunur. Kanaak Qaanaaak, Qarnak da çifte boynuz,
Viking miğferi demektir. Oraya birileri ZÜLKARNEYN adını vermiş,
Pekiyi bu ismi kim verdi? Kur’an’da Zülkarneyn (Kehf suresi 83.ayet)
den haberi olan Eskimolar mı isimlendirdi acaba?…
Aylardan Haziran isim olarak HIZIR ayı demektir. Eski
verileri de yazan şu saatli maarif takvimlerine bir göz atın, Haziran
yanında Hızır diye de yazar. Bütün bunları kim isimlendirdi?
Mars gezegeninde bir kanalın adı Steeve Hawking’dir. Ama bu
isim daha Stephen Hawking doğmadan 8 yıl önce oraya verilmişti.
Acaba neler oluyor dersiniz?
Ve daha da araştırınız, örneğin mikro- işlemcileri Modem’i
Ethernet’i kim buldu? Haydi bir isim getirin!
Yoksa hiç bir isim bulamadınız diye bunların gökten melekler
tarafından indirildiğini mi sanıyorsunuz. Fikirlerinizi ve araştırma
sonuçlarınızı hasretle bekliyorum svg.dğr.ler…

Reklamlar

About tkmb2247

TURKIYE NIN KURTULUSU ICIN MUCADELE BIRLIGI
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s