İSTANBUL DEPREMİ VE KÜRD AÇILIMI

SODA ŞİŞESİNİ GİZLEME OYUNU VE MİNİK SERÇE NİN KÜRD AÇILIMI

O gece her şey çok tuhaftı, kimi aradıysa ulaşamamıştı, evdekilerden de hayır yoktu ama canı çok şey istiyordu. Sinirliydi, babası Fetullah’ın okulunda müdür olmuştu. Çevresindekiler kendisi ile dalga geçiyorlardı, kısa boylu dolgun dudaklı icracı, söz yazarı, besteci bayanın. Vücudundaki yangınların aşağılara kaydığını fark etti.

Oturduğu yerden yatak odasına kadar gidip en irisinden bir zıbık ile ateşini söndürebilirdi. Ama dayanacak gücü yoktu. Tam karşısında duran soda şişesi ona sanki göz kırpıyordu. Daha fazla dayanamadı gecenin 00:30’u gibiydi. Hiçbir şey düşünmedi hatta şişenin temizliğini ya da pisliğini. Nasılsa hizmetçi getirmeden silmiştir dedi ve boş soda şişesini eline alıp kısa sürede vuslata erdi. Yangın öylesine bunaltmıştı ki, biraz biraz daha derken birkaç tiz çığlık sonrasında soda şişesini içinde kaybetmeyi başarmıştı. Durulduktan sonra pişman olmuştu, ama ne yapabilirdi ki? Peki ya şimdi bu soda şişesini oradan nasıl çıkaracaktı. Tutmak mümkün değildi, çünkü iç salgıları o adar yoğun olmuştu ki şişeyi parmaklarla tutmak mümkün değildi, sürekli parmaklarının arasından kayıyordu. Değişik alet ve edevat ile bu operasyon gecenin 03:00’ına kadar sürdü, başaramıyordu. İçindeki şişe onu öylesine tedirgin ediyordu ki sabaha kadar dayanamadı. Çevresinde o gece için yardım alabileceği hiç kimse yoktu; -Tam işe yarayacakları zamanda hiç biri yanımda olmaz orospuların, puştların. dedi. O gece evinde klan daha yeni yeni parlamaya başlayan, uyuşturucu bağımlığı çenesinde koca beni olan kızı uyandırmak üzere odasına gitti. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın, kızı uyandırmak mümkün değildi. İş başa düştü deyip doktoruna telefon etti. – Bana hemen birilerini bul, soda şişesi içimde kaldı, çıkartamıyorum. – Soda şişesi nerenizde kaldı? – Soru sorma, içimde işte… Saat sabahın 05:00 civarı, ünlü sanatçı ameliyat masasındaydı. Lokal anestezi ile soda şişesi “kutsal mağara”sından çıkarılmıştı. Kısa boylu, etli kalın dudaklı kız o gün bir karar verdi. İçinde kalanlara şimdi bir de soda şişesi eklenmişti. Bu böyle gidemezdi. O zaman bir yerlerde sürekli bir “ihtiyat” güç hazır tutulmalıydı. Kendi çevresindeki canlı, cansız bütün alet, edevatı denemişti. Artık değişiklik yapmalı yepyeni bir alana açılmalıydı. Her seferinde dahası ve daha fazlası…

Ertesi gün Türkiye’nin ünlü gazetelerinden birine ilan verdi, “Lüks bir konutta güce dayalı işleri yapmak üzere özelikle Güneydoğu Anadolulu erkekler aranıyor. Ücret ve ekstralar dolgundur.” Minik yavru kuş o gün itibarı ile “Kürt Açılımı”na bacak arasından katılmaya karar vermişti. İlan nedeniyle gelenlere, film tabakası bulunan aynanın arkasından bakarak seçimlerinde katkıda bulunmuştu. Adaylar, sürekli sıvılarla ağırlanıyor ve tuvalete gitmeyen hiçbir aday hakkında kesin bir karar verilmiyordu. Tuvalete giden aday, neredeyse her santimetrekaresi gizli gözlerle donatılmış tuvalette habersizce inceleniyor ve hakkında karar veriliyordu. Kısa sürede, bu seçim İstanbul’un azgınları arasında hızla yayıldı. Hemen herkes aynı ilanı verip seçim yapmaya başladı. Doğaldır ki, sapkınlığın sonucu yoktu. Gittikçe seçimler daha da ayrıntılı hale geldi. Dış görünüşü ile konuşmadığı taktirde vamp bir bayan görünümünde olan baylar (!) seçimlerde tercih edilir oldu. Ne de olsa onları çok amaçlı olarak kullanmak mümkün olabiliyordu. Hatta, tecrübeleri sayesinde sapkınların önünde her seferinde farklı zevklerin kapıları açılıyordu.

PKK, durumu kısa sürede fark etti. Bu sektöre el attı. Adayları örgüt, birilerine yönlendirmeye başladı. İstanbul sosyetesinin büyük bölümünün her birinin evine en az bir ajan sokmuş oldu. Eeeee ne olmuş? Son “Kürt Açılımı”nda bunların etkin rol almaları konusunda PKK her birine ciddi bir talimat gönderdi. Talimatın ekinde bir başka önemli buyruk daha yer almaktaydı. Elimiz daraldı, ……. Euro’yu da malum hesaba yatırın. Yoksa…

BEKLENEN İSTANBUL DEPREMİ

Anlayınız artık lütfen. Açılım ne “Kürt Açılımı” ne “Demokrasi Açılımı” ne de başka bir şey… Oyunun adı, Cem’in de teşhis dip yazdığı gibi “Düzenli Düzensizlik” oyunu. Eğer amaç demokrasi, hak, adalet ya da kutsal bir değer olsa Kocaeli Arızlı’da yaşanan devlet terörü, devlet gaspı haline gelen “Deprem Konutları” işgalciliğini hangi makul açıklama ile değerlendirebiliriz ki.

Malum amaçlarla “Norşin”leyen Cumhurbaşkanlığı Makamında oturan zat-ı muhterem, deprem konutları işgalinde nerede? Davos’un gür ve aslan yürekli sesi (!) işgal kahpeliği konusunda neden tek kelam etmiyor? Yoksa oradaki insanların suçu, devlete mermi sıkmamak, Apo denen alçağın kuyruğu olmamak mı? Bakın, Fetullah ya da Tayip medyası ile faşist libolar, demokrasi şampiyonu (!) besleme medya bu olaya ne kadar yer veriyor. Sessizliğin sebebi “fırtına öncesi birikim” mi, ya da bir başka şey mi? İsterseniz, bir şeylerden bahsedeyim. Gerisini siz düşünün.

Muhtemel ve müstakbel bir deprem için İstanbul’da 5 milyon, Marmara Bölgesi’nde toplam 10 milyon ceset torbası hazır. Üçüncü köprünün güzergahı 2001’de belirlenmişti. 2002’den sonra bölgeye eski bir bakanın avukat oğlu çetesi ile birlikte gitmişti. Arazi kapatıyor, hazine arazilerine sahte tapular verip zavallıları oralardan sürüyorlardı. Bu durumu o yıllarda sizlere yazmıştım. VKGB yasal örgütünün içinden biri bu avukat denen deyyusu Beykoz’da dövdüğü için pisliğe bulaştırılmak istenmişti.
Bölgede devlet ya da kamu görevlileri artık güçlü deprem konutlarında oturmaya başlamak zorundalar. Çünkü onların, yeni oluşumun hizmetinde çalışmaları için bu zorunlu.

Dikkat edin, işgalciler vali yardımcısı, müdür düzeyinde. İstanbul için VİZE alınacak PASAPORT’ların çizimi tamamlandı. Darphanede yakında baskıya girecek; muhtemelen 7 Eylül’den sonra. Ailenin İstanbul’da ikameti için aylık geliri en az 5.000 USD, Marmara Bölgesi’nde ikameti için aylık gelirinin en az 3.000 USD olması gerekecek. Gelirin gerçekliği MERNİS Sistemi ile otomatik olarak sorgulanacak. Dolmabahçe Sarayı MECLİS haline getirilmeye çalışılıyor, Haydarpaşa Garı da Merkez Bankası. İstanbul’da depreme karşı güçlendirilmiş yapılar ileride kullanılmasında sakınca olmayan binalar, inatla güçlendirilmeyenler ise altında yüz binlerce Türk’ün kalıp can vermesi için bir kenara konulmuş ölüm tuzakları. İstanbul’un nüfusu en fazla 5 milyon olarak sınırlanmış durumda. Peki şu anda orada yaşayan diğer milyonlar? Onlara ne olacak? Torbaları hazır ya ne olurlarsa olsunlar. Şimdilik bu kadar yeterli, bilinmemesi gerekenleri fazlaca bilmek hiç iyi şeyler getirmez değil mi?

*** Peki benim elime bu bilgiler nasıl geçiyor? Cem sağolsun. Ona her gün ulaştırılmaya çalışıla bilgi ortalama 3-4 klasör civarında. Allah’tan tüm arşiv düzenlenip yurt dışında bir kaç dost toprağa gönderildi.

Hasan Hüseyin MEMİŞ

Reklamlar

About tkmb2247

TURKIYE NIN KURTULUSU ICIN MUCADELE BIRLIGI
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s