İÇ GÜVENLİK YASASI VE SİVİL SİYASET ÜZERİNE CUMA HUTBESİ…

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
KARDEŞLER
Güvenlik yasa tasarısı hepimizin malumu… İktidar bu yasayla birlikte, toplumun tüm kesimlerini baskı altında tutmak istiyor, İnsanları korkutarak hak arama mücadelelerini sindirmeye çalışıyor. Valilere ve polislere verilen yetkiler, herhangi bir sivil protestoda öldürmeye kadar varıyor.
Bir iktidarın baskılarını arttırması, onun güçlü olduğunun değil, sonunun yaklaştığının göstergesidir. Çünkü her iktidarın en zayıf olduğu alanlar, sivil siyaset alanlarıdır. Sermayeden ve sermayenin güdümündeki siyasi partilerden bağımsız halk hareketleri, iktidarların kontrol mekanizmalarını güçsüzleştirir. O yüzden iktidar, geniş halk kitlelerini kendince güçlü olduğu alanlara yönlendirmeye çalışıyor. Sivil-siyasal alanlarında korkular yaratıp; herkesi, kendini güçlü gördüğü sandığa yönlendirmeye çalışıyor.
Sandıkta güçlü olmasının sebebi, geniş bir kesimi memnun edecek politikalar üretmiş olması değil; kamplaştırma siyaseti ile geniş kitleleri kendi yedeğinde tutabilmesidir. Toplumsal kesimler arasında duvarlar örebilmesidir. İktidar çok iyi biliyor ki, sandıkta bu duvarlar çok daha güçlü örülüyor. Çünkü her siyasi partinin kendi tabanı nezdinde bir kodlaması mevcut…
KARDEŞLER
Hepimizden mevzileri terketmemiz isteniyor. Sivil alanlarda yoksullar arasındaki duvarları yıkmak yerine, sandıkta duvarların güçlenmesine araç kılınıyoruz. Muhalefetin siyasi partileri, mütedeyyin mahallede dikiş tutturamış isimleri milletvekili adayı yaparak, bu duvarları aştığını zannediyor. Oysa bu, yıllardır yapılan bir şey ve hiçbir şekilde bu politikalarla bu duvarlar aşılamadı.
Hz. Peygamber’de (S.A.V) ilk ateşi Mekke’nin sokaklarında yakmıştı. Etrafında çoğunlukla kadınlar, gençler ve köleler vardı…Bu kalabalıklar Mekke’nin sokaklarından çıkıp, şehrin meydanına doğru yürüdüğünde, dönemin egemen sınıfı önce Hz. Peygamber ile anlaşma yolunu denedi. Gel, sen de aramıza katıl dediler. Meclisimizde sana da yer açalım dediler. Tüm imkanlardan sen de faydalan dediler. Sen de de yönetici ol, birlikte namaz da kılalım, hac da edelim, yeter ki bizi kölelerle Mülkte ve Otoritede eşit hale getirmeye çabalama dediler.
İşte egemenlerin bu teklifi karşisinde KÂFİRÛN SÛRESİ indi :
1- De ki: Ey kâfırler (hakikatin üstünü örtenler)
2- Tapmam o taptıklarınıza (iktidara, servete, şöhrete, güce)
3- Siz de benim kulluk ettiğime tapanlardan değilsiniz. (Ortaklığa, eşitliğe, adalete, kardeşliğe)
4- Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza.
5- Hem de siz, benim kulluk ettiğime tapıcılardan değilsiniz.
6- Sizin dininiz size, benim dinim bana..!
Hz Peygamber, o mecliste köşe kapabilmek için etrafındaki yoksullardan rızalık alabilirdi. Tüm sorunlarınızı meclis çatısı altında çözeceğim diyebilirdi ama bu yola girmedi. Benim yerim sokaklar dedi. Tüm yoksullarla bu meclisinizi kuşatacağız, insanları sınıflara bölerek birbirlerine düşman eden duvarlarınızı yıkacağız dedi ve o SARP YOKUŞA yöneldi.
Günümüz güvenlik yasalarına benzer şekilde boykotla karşılaşıldı. İlk şehitler verilmeye başlandı. Allah hicret yolunu gösterdi ve Medine’de eşitler arası sorumluluk bilinciyle hareket eden yeni bir toplumsal sözleşme oluşturuldu. Günümüze kadar ışık tutan ortaklaşacı , eşit, tüm farklılıklarla kardeşçe bir yaşam tasavvurunun örnekliklerini bizlere sundu.
KARDEŞLER
Ülkemiz ve dünya siyasetinde, en büyük sorunların başında, gerçek anlamda sermayeden ve sermayenin güdümündeki siyasi partilerden bağımsız bir sivil toplum mücadelesinin gelişememesidir. Ne zaman bağımsız bir hareket oluşsa ve toplumda karşılık görmeye başlasa, önce sermaye sınıfı bu hareketlere musallat olur. Her yerde örgütlenilmesi adına maddi kaynaklar sunacaklarını söylerler. Sonra o hareketin toplumsal mücadelesine yakın muhalif partiler, gelin bizim çatımız altında siyaset yapın derler. Bu hareketlerin içindeki popülizme ve güce zaafı olanlar bu tekliflere karşılık verirler. Ya o sermaye sınıfının medya ayağında kadrolu eleman olurlar ya da siyasi partilerden aday olurlar.
Böylelikle bağımsız sivil siyaset alanlarının önü kesilmiş ya da etki alanları daraltılmış olur. İşte ANTİ-KAPİTALİST MÜSLÜMANLAR, tüm bu süreçleri yaşamış olmasına rağmen, hâlâ ayakta kalmaya, sivil ve bağımsız bir siyasetin yollarını aramaya devam etmektedir.
Hiçbirimiz kadrolu bir kanaat önderi olmak ya da milletvekili olmak için bu yola çıkmadık. Rabbimize bir sözümüz vardı. Herkesin arasında barışı eşitliği ve kardeşliği tesis edebilmek adına bize düşen sorumluluğu bağımsız bir şekilde yerine getirmeye çalışacaktık. Hâlâ ve her daim, inşallah bu yol üzerine olmaya devam edeceğiz.
Hutbemiz vesilesiyle, bizimle gönül bağı kurmuş tüm dostlarımızı dayanışmaya ve ortak mücadelenin özneleri olmaya davet ediyoruz.
“Allah adına yaptığınız yeminler, erdemliliğe, Allah’a karşı sorumluluk bilincine ve insanlar arasında barışın getirilmesine engel teşkil etmesin. Zira Allah, her şeyi duyan, her şeyi bilendir.” BAKARA 224
Allah hepimize, yeminlerimizi tutacak feraset, irade ve erdemlilik nasip etsin.
Mücadelemiz daim, cumamız mübarek olsun…

Reklamlar

About tkmb2247

TURKIYE NIN KURTULUSU ICIN MUCADELE BIRLIGI
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s