Perinçek meselesi

Geçmişte aşırı sol Perinçek’i sevmez, onu oportünist ve işbirlikçi (sistemin adamı) olmakla suçlardı. Sol’un aşırısı ki, cumhuriyet rejimini istemez, proleterya diktatörlüğü peşinde koşar, dahası “halklara kardeşlik dümeniyle” ülkeyi bölmeye çalışırdı.
Oysa Perinçek, tıpkı Deniz’lerin devrimciliği gibi, ulusal bütünlük, Atatürkçülük çizgisindeydi. İşte aşırı sol, bu yüzden Perinçek’ten ve onun düşüncelerinden, savunduğu değerlerden nefret ederdi.
Dahası, Stalinist kulvardaki sol, Lenin ve Mao’nun fikirlerine yakın olanlardan da hoşlanmazlardı.
Şimdi oturup saatlerce bunların kritiğini yapacak değiliz. (Üzerlerinden çok sular aktığı için değil; meraklıları gidip araştırırlar, doğru veriler ve tespitlerle sorgulayarak analizlerini yaparlar. Ama at gözlükleriyle yani kendi ideolojik çerçevelerinden bakarak değil; hür iradeyle özgür zihinlerle okuyarak…)
Kısacası, işbirlikçi sözde milliyetçilerin saldırılarına, siyonizmin uşağı islamcıların kara propagandalarına, emperyalist kapitalizmin beslemesi liboşların yalan dolanlarına hiç gerek yok; Türkiye’deki (sosyal demokratlar dehil) sol hareketler, yıpratma politikasında tek başlarına da gayet başarılılar.
Örneğin; önüne gelen gazetecinin ve/ya gazeteci kılıklı hainin katil Apo ile röportaj yaptığı dönemde, (siyasetçi değil) yine gazeteci kimliğiyle gidip görüşme yapan Perinçek yerin dibine geçiriliyor. Üstelik 2000’e Doğru dergisinde fotoğrafları dahi kendisi yayınlatmış iken.
Ne var ki, yıllar sonra, o dergideki resimler yerine, PKK tarafından çekilen fotoğrafları medyaya servis edenlerin, onları nasıl ve ne yoldan temin ettikleri sorgulanmıyor.
Örneğin; Atatürk’e hakaretten hüküm yedi Perinçek, ceza aldı deniyor. Doğrudur, ama ardı arkası sorgulanmıyor. Neden? Oysa sevdiğimiz, değer verdiğimiz herhangi bir insan aleyhinde bir iddia ortaya atıldığında, öntepki koyarız, dur bakalım deriz, kurcalarız, iyice tebyin (apaçık) olmasını aydınlanmasını bekleriz, değil mi?
Pekiyi niye Perinçek söz konusu olunca, dilsiz şeytan misali sus pus kesiliveriyoruz? Ya da önyargılarımızın esaretinde derhal kalemi kırıveriyoruz? Yine o dergide yayınlanan yazı sebebiyle açılan davada, “Atatürk’ün yazdıklarını kaynak kullandık” diyen, “Siz burada aslında Atatürk’ü yargılamış oluyorsunuz” diyen, bu amaçla “bilirkişi” talebinde bulunan Perinçek (ve yazı işleri müdürü), evet, o davada cezalandırılıyor. Çünkü mahkeme, önce bilirkişi talebine onay veriyor, ‘nedense’ sonra bilirkişi raporunu delil olarak kabul etmiyor. Neden?
Severiz ya da sevmeyiz, ama bu bizi asla adaletli olmaktan, sorgulamaktan yani hakikati aramaktan alıkoymamalı, öyle değil mi?
Şu veya bu sebeple, Perinçek hakkında, 2de1 ısıtılarak gündeme getirilen, ama kamuoyunu sözde işgal edip özde meşgul etmeyen çünkü rüzgar gibi geçirilen, kısa copy foto-karelerle zihinlere işlenen, ezberletilen o kadar konu başlığı var ki, akletmekte yetersiz ve hatta aciz kalıyoruz. İşin aslı, neredeyse her defasında sınıfta kalıyoruz.
Hepsi bir yana, yoksa biz, Atatürkçülüğün, kurumsal ve/ya bireysel anlamda kendini geliştirmek olduğunu yani dinamizm içerdiğini anlamak mı istemiyoruz? Her yaratılan varlığın kendisini yenileyebileceği gerçeğini algılamaktan rahatsız mı oluyoruz?
Unutmamalıyız ki, yine de öz değişmiyor.
Doğu Perinçek için de bu geçerli, dünden bugüne, bağımsızlık ve özgürlük yolunda aynı mücadele ruhu ile TUTARLILIKLA devam ediyor. Tıpkı Denizler örneği, “Yaşasın tam bağımsız Türkiye” çizgisinde ve “Ne mutlu Türküm diyene” şiarında, o satıh bütün vatandır diyerek yürüyor.
pS. Atatürk’ü anlamadan Atatürkçülüğü yaşayabilir miyiz?
Bu sebeple, öncelikle “Allah’ın LAİK olduğunu” keşfeden ve (saltanatın değil) Şura’ya dayalı (jürist) halifeliğin “demokratik cumhuriyet” rejimi olduğunu farkeden Atatürk’ü hissetmeliyiz. “Yurtta BARIŞ Dünyada BARIŞ” şaşmaz ilkesini iliklerimize işletmeliyiz. İşte o zaman, “Atatürk’te birleştik” diyenler içinden kimlerin samimi kimlerin ikiyüzlü olduğunun ayrımını yapabiliriz.
Günümüz siyasi arenasında, gerek teori gerek eylem olarak, Perinçek’ten başka bu samimiyeti sergileyen bir parti lideri ve kadrosu var mı?

Reklamlar

About tkmb2247

TURKIYE NIN KURTULUSU ICIN MUCADELE BIRLIGI
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s